Hümanizminizi de alın gidin
Modası geçmeyecek bir konu olan Batılılaşma ve etrafında dönen tartışmalar herkesin çekim alanı içerisindedir. Buna mukabil herkes olaylara kendi zaviyesinden bakmakta, ona göre fikirler üretmekte ve bu fikirler dünyanın en güzel fikirleri olmakta. Muhakkak yazarların, sanatçıların, münevverlerin her meselede olduğu gibi bu meselede de kendilerine göre bir bakış açısı geliştirmesi doğaldır.
“Alaeddin Özdenören”in felsefeci ve öğretmen kimliği söylediklerini daha değerli hale getiriyor. Biz onu şair yönüyle tanıyoruz ancak yazar, merkeze inen; sorunları yerinde müşahede eden yazılarıyla da topluma yararlı olmayı denemiş ve bunu layıkıyla başarmış bir isim. “Geleceğin İnsanı” tam da bu ihtiyaca cevap veren bir kitap.
Belki insanlık bittiği yerde yeniden büyür
Kitap güzel bir hümanizm tarifiyle başlıyor. Rönesans’ın hümanizmden ve bununla beraber —Batılı bir kavram olduğu kabul edilerek- Batı’nın bundan ne anladığı, insanların ne anlaması gerektiği sorgulanıyor. Hümanizm, dini rasyonel bir temele oturtma gayreti içerisindedir. Bunu rasyonalizm eliyle uygulamaya koymak istemekte ve buna göre din dışı ya da maddeci bir inanışla kendine materyaller hazırlamaktadır. Oysa dine ve bir inanca sahip olmanın insan davranışlarını belirleme noktasında önemli payı vardır. Son yıllarda hümanizm de kulağa hoş gelen diğerleri gibi içi boş hale getirilmiştir. Bir bakarsınız kavramlar ileride gerçek anlamlarıyla yeniden var olur ve insanlık bittiği yerde yeniden büyür ve gelişir. Belki o zaman sadece kendi düşünce sistemine tâbi olanlara yaşam hakkı tanıyanlar hümanizmlerini de alıp buradan çok uzaklara gider.
Batı’nın idealleri bir milletin üzerine boca edildi
Aydınlanma Çağı ile beraber din yerine bilim ön plana çıkarılmış ve neredeyse bilime tapmak zorunlu kılınmıştır. Burada materyalist ve dünyalık kafaların makas değişikliğine yol........
