menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Venezuela teslim olmamalı

52 7
04.01.2026

Washington’un alıştığı bir dünya vardı: Tehdit eder, ambargo koyar, diz çöktürür. Karşı koyanı “rejim”, direnen halkı “kriz” diye yaftalar, sonra da yağmaya girişirdi. O dünya çatırdıyor. Ve Venezuela, bu çatlağın tam ortasında onuruyla ayakta duruyor.

Bugün ABD, Karakas ufkuna silah gölgesi düşürmeye çalışırken şunu bilsin: Karşısında bir hükümetten fazlası var. Karşısında Bolivarcı hafıza, örgütlü bir halk ve teslimiyet nedir bilmeyen bir ülke var. Nicolas Maduro Washington’un ekonomik boğma planlarını da, darbe senaryolarını da aştı. Çünkü bu kavga kişisel değil; egemenlik kavgasıdır.

ABD’nin Latin Amerika sicili kanla doludur. Guatemala’dan Şili’ye, Panama’dan Nikaragua’ya… “Özgürlük” dedikleri her seferinde askeri bot, “demokrasi” dedikleri CIA dosyası çıktı. Venezuela’ya gelince; 2002’de sahnelenen darbe, Karakas sokaklarında halk tarafından paramparça edildi. O gün bir gerçek yazıldı tarihe: Bu ülke, saray koridorlarında değil, sokakta savunulur.

Ambargo, ABD’nin en sinsi silahıdır. İlaç yok, gıda zor, finans kapalı… Amaç basittir: Halkı cezalandır, sabrı kır, sonra “insani müdahale” maskesiyle gir. Irak’ta bir milyondan fazla insan bu yalanla öldürüldü. Suriye bu senaryonun enkazını yaşadı. Küba altmış yıldır direndi. Venezuela da direnecek. Çünkü Bolivarcı direniş, yoksulluğa rağmen onurunu satmama iradesidir.

ABD’ye buradan açıkça meydan okuyoruz:
Sizin “dünya düzeni” dediğiniz şey soygun düzenidir.
Sizin “güvenlik” dediğiniz şey başkalarının güvensizliğidir.
Sizin “istikrar” dediğiniz şey itaattir.

Artık bu masal bitmiştir.

Venezuela’nın arkasında yalnızca petrol yok; tarih var. Simón Bolívar’ın “Kuzey Amerika, kaderin lanetiyle Latin Amerika’yı sefalete mahkûm etmeye yazgılıdır” sözü bugün Karakas duvarlarında yankılanıyor. Hugo Chávez bu sözü iktidara taşıdı; halkı siyasetin öznesi yaptı. Bugün o miras, ambargoların içinden yürüyerek çıkıyor.

ABD ise içeride çözülüyor. Toplum bölünmüş, siyaset kilitli, sokaklar öfkeli. Irkçılık, silahlanma, gelir uçurumu… İmparatorluk merkezden çürüyor. Roma’nın son günlerinde olduğu gibi: Dışarıda tehdit, içeride kaos.. ABD geleceğini başka halkların diz çöktürülmesinde arıyor; oysa kendi geleceğini karartıyor.

Venezuela’nın geleceği ise çok kutuplu dünyanın kapısında duruyor. Alternatif ticaret yolları, bölgesel dayanışma, halk komiteleri… Ambargolar öğretti: Ayakta kalmanın yolu kendi ayaklarının üzerinde durmak. Venezuela bugün yalnız değildir; direnen herkesin kalbi Karakas’ta atmaktadır.

Buradan Washington’a bir kez daha söylüyoruz:
Bu ülkeyi alamazsınız.
Ambargoyla alamazsınız.
Darbeyle alamazsınız.
Silahla hiç alamazsınız.

Çünkü Venezuela bir hedef değil, bir direniştir.
Ve direnişler, imparatorlukları yıkar.

//////////////////////////////////

İŞTE BU YÜZDEN ABD, VENEZUELA’DA DARBEYE KALKTI

Mesele demokrasi değil.
Mesele insan hakları hiç değil.
Mesele sandık, özgürlük ya da refah masalları da değil.

Mesele kanallar, boğazlar, deniz ticareti ve küresel akışın kontrolü.

ABD’nin Venezuela’ya yönelik bitmeyen kuşatmasının, darbe girişimlerinin ve ekonomik boğma........

© Diriliş Postası