menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TEFECİ KİM? PARAYI ALAN MI, VEREN Mİ?

53 0
23.07.2026

Türkiye’de büyük soruşturmaların neredeyse tamamında kamuoyu aynı refleksi gösteriyor.

Oysa ceza hukukunun sorduğu soru çoğu zaman bambaşkadır:

İlk bakışta basit gibi görünen bu soru, bazen bütün dosyanın yönünü değiştirebilir.

Haluk Levent dosyası da tam bu noktada yeni bir tartışmanın kapısını aralıyor.

Dosyaya yansıyan iddialar ve taraf beyanları doğru kabul edildiğinde milyonlarca dolarlık para hareketlerinden söz ediliyor. Bu paraların geri ödendiği, hatta faizli şekilde geri alındığı yönündeki değerlendirmeler kamuoyuna da yansıdı.

Eğer gerçekten böyleyse…

Asıl tartışılması gereken yalnızca parayı kullanan kişi değildir.

Çünkü Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesi, kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verme fiilini suç olarak düzenler. Bu nedenle hukuki incelemenin yönü, yalnızca borç alan kişiye değil, borç veren kişilerin işlemlerinin niteliğine de çevrilmek zorundadır.

Bugün dosyada adı geçen isimler açısından sorulması gereken soru son derece nettir:

Bu milyonlarca dolar hangi hukuki ilişkiye dayanıyordu?

Bir ortaklık mı vardı?

Bir yatırım sözleşmesi mi?

Bir ticari finansman mı?

Yoksa bütün bunlar, faiz getirisi elde etmek amacıyla verilen ödünç paralar mıydı?

İşte cevabı aranması gereken esas soru budur.

Türkiye bu tartışmaya yabancı değil.

1980’li yılların başında yaşanan Banker Krizi, bankacılık sistemi dışında yüksek kazanç vaadiyle kurulan finans ağlarının nasıl büyük bir toplumsal yıkıma dönüştüğünü gösterdi. Binlerce kişi bir gecede birikimlerini kaybetti; kayıt dışı finansman ilişkileri devletin en önemli hukuk ve ekonomi gündemlerinden biri haline geldi.

O krizden sonra çıkarılan düzenlemelerin temel amacı şuydu:

Faiz karşılığı para verme faaliyetinin denetimsiz, kayıt dışı ve kişisel ilişkilere dayalı şekilde yürütülmesini önlemek.

Çünkü bu tür ilişkiler yalnızca iki kişi arasındaki borç ilişkisi değildir.

Kara para riski vardır.

Kayıt dışı ekonomi riski vardır.

Suç gelirlerinin finansmanı riski vardır.

Bu nedenle dünyanın hemen her hukuk sisteminde bu faaliyetler sıkı denetime tabidir.

Türkiye’de de aynı hassasiyetle ele alınmaktadır.

Tam da bu yüzden Haluk Levent dosyasında şu sorular cevapsız........

© Diriliş Postası