RAMAZAN VE HİKMET
Açlıkla Gelen Derinlik, Sessizlikle Doğan Basiret
Ramazan geldiğinde insanın hayatında görünmez bir yavaşlama başlar.
Sofralar sadeleşir. Günler daha uzun hissedilir. Geceler daha derinleşir.
İnsan aç kalır. Susuz kalır.
Ama aslında eksilmez.
Aksine, iç dünyası genişler.
Çünkü Ramazan sadece bir ibadet zamanı değildir. Ramazan bir terbiye mektebidir.
Bu mektebin sonunda kazanılması gereken en büyük nimetlerden biri ise hikmettir.
Kur’an şöyle buyurur:
“Kime hikmet verilmişse ona büyük bir hayır verilmiştir.” (Bakara, 269)
Demek ki hikmet sıradan bir özellik değildir.
Hikmet, insanın dünyaya bakışını değiştiren bir nimettir.
Ramazan ise bu nimetin doğduğu iklimdir.
Hikmet çoğu zaman bilgi ile karıştırılır.
Oysa bilgi ile hikmet aynı şey değildir.
Bilgi öğrenilebilir. Ama hikmet yaşanarak kazanılır.
Bilgi zihinde bulunur. Hikmet kalpte yer eder.
Bilgi konuşur. Hikmet gerektiğinde susmayı bilir.
Bilgi tartışır. Hikmet ölçü koyar.
İslam düşüncesinde hikmet, doğruyu doğru yerde ve doğru zamanda yapabilme becerisidir.
Kur’an bu yüzden şöyle buyurur:
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et.” (Nahl, 125)
Demek ki hakikat bile hikmetsiz anlatılırsa kalbe ulaşmaz.
RAMAZAN VE İÇ SESSİZLİK
Modern hayat gürültülüdür.
Telefonlar konuşur. Ekranlar konuşur. Gündem konuşur.
İnsan sürekli bir bilgi bombardımanı içindedir.
Ama bu bilgi çokluğu çoğu zaman derinlik getirmez.
Ramazan işte bu gürültüyü azaltır.
Açlık insanı yavaşlatır. İbadet insanı sakinleştirir.
Gecenin sahur sessizliğinde insan kendisiyle baş başa kalır.
Ve insanın kendisiyle baş başa kalabildiği yerde hikmet doğar.
Sabır, hikmetin kapısıdır.
Acele eden insan çoğu zaman yüzeyi........
