Parmaklıklar arasından siyaset mühendisliği
CHP’de olup bitenleri artık sıradan bir parti içi kriz başlığıyla açıklamak mümkün değil. Bu yaşanan, sadece bir genel başkanlık kavgası değil; bir siyasi partinin meşru organlarıyla, gölge odakları arasındaki iktidar mücadelesidir. Bir yanda mahkeme kararının ortaya çıkardığı yeni hukuki tablo var. Diğer yanda bu tabloyu tanımak yerine, partiyi içeriden ve dışarıdan baskı altında tutmaya çalışan bir direnç hattı var.
Mutlak butlan kararıyla birlikte CHP’de taşlar yeniden 3 Nisan’daki yerine oturdu. O gün partinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Özgür Özel ise CHP TBMM Grup Başkanı’ydı. Mahkeme kararıyla birlikte Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık zeminine dönmesi, Özel’in de grup başkanlığına geri dönmesi, aslında kararın siyasi sonucunu da ortaya koydu. Özel, grup başkanı sıfatını kabul ederek, fiilen “benim yerim artık genel merkez değil, Meclis grubudur” demiş oldu.
Ama CHP’de mesele burada bitmiyor. Çünkü bu partinin üzerinde artık üç ayrı gölge dolaşıyor: Genel merkez gölgesi, Meclis grubu gölgesi ve cezaevi gölgesi.
En tehlikelisi de üçüncüsü.
ÖZEL’İN GRUP BAŞKANLIĞI: KARARI TANIMANIN SİYASİ ADI
Özgür Özel’in yeniden CHP Grup Başkanı seçilmesi, ilk bakışta parti içi bir mevzi kazanımı gibi görülebilir. Fakat siyasette her makam sadece oturulan koltukla değil, o koltuğun hangi şartlarda kabul edildiğiyle anlam kazanır.
Özel, genel başkanlık iddiasıyla çıktığı yoldan, mahkeme kararının ardından Meclis grubuna dönmüş durumda. Bu dönüş, Kılıçdaroğlu cephesinden bakıldığında son derece net bir anlam taşıyor: “Genel merkez defteri kapanmıştır, adresiniz TBMM’dir.”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’i yeni görevi nedeniyle tebrik etmesi de sıradan bir nezaket cümlesi olarak okunamaz. Türk siyasetinde bazen tebrikler, en sert mesajlardan daha güçlüdür. Kılıçdaroğlu, Özel’i tebrik ederek onun grup başkanlığını tanıdı; ama aynı anda genel başkanlık iddiasını da Meclis sınırlarının içine hapsetti.
Bu mesaj şudur: “Sen grup başkanısın. Genel merkez ise başka bir meşruiyet alanıdır.”
CHP’de grup başkanlığı meselesi, sadece tüzükle değil, TBMM Grup İç Yönetmeliği ile de şekillenen bir alan. Genel başkanın grup üzerindeki siyasi ağırlığı, grup başkanının seçilme yöntemi ve Meclis’teki temsil düzeni bu iç yönetmelik çerçevesinde yürür. Bu nedenle bugün CHP’de asıl tartışma, sadece Özel’in seçilip seçilmediği değil; Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık yetkisiyle Meclis grubuna nasıl bir siyasi yön vereceğidir.
Kılıçdaroğlu’nun kafasındaki asıl grup başkanı isminin Faik Öztrak olduğu konuşuluyor. Bu da tesadüf değil. Öztrak, Kılıçdaroğlu döneminin kurumsal hafızasını, ekonomi aklını ve parti disiplinini temsil eden isimlerden biri. Kılıçdaroğlu eğer genel merkezde yeniden bir düzen kuracaksa, Meclis grubunda da aynı çizgiye yakın, tecrübeli ve kontrollü bir isim görmek isteyecektir.
Bu yüzden Özel’in grup başkanlığı geçici bir denge,........
