ÖZGÜR ÖZEL’İN İMAMOĞLU VESAYETİYLE İMTİHANI
Özgür Özel, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturduğunda, Türk siyasetinde yeni bir pencere açılabilir duygusu doğmuştu.
CHP’nin yıllardır içine sıkıştığı öfke dili, sokak kavgası üslubu, her meseleyi gerilim alanına çeviren eski siyaset alışkanlığı yerini daha makul, daha konuşulabilir, daha normalleşmeye açık bir çizgiye bırakacak gibiydi.
Özel’in ilk dönemindeki en önemli fark buydu.
Beştepe ile kavga etmeyi değil, gerektiğinde görüşmeyi seçti. Siyasi nezaketi zayıflık saymadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmekten kaçmadı. Türkiye’nin kronikleşmiş gerilim başlıklarında diyalog kanalını tümden kapatmadı.
Hatta 28 Şubat hükümlüsü generallerin tahliye sürecine ilişkin yaptığı temaslar bile, o günlerde CHP içinde bir başka tartışmayı tetiklemişti. Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha sert bir muhalefet çizgisine dönük baskısı, Özel’i zaman zaman o makul zeminden uzaklaştırmaya çalıştı. Ama yine de Özel’in ilk görüntüsü, kavganın değil, siyasetin adamı olabileceği yönündeydi.
Bugün ise bambaşka bir tablo var.
CHP, yeniden iç savaş görüntüsü veriyor.
Partinin bir yanında Kılıçdaroğlu’nun kurultay sürecine ilişkin itirazları, diğer yanında Özgür Özel yönetiminin meşruiyet krizi, daha ötede ise cezaevinden parti içi dengeleri belirlemeye çalışan Ekrem İmamoğlu gölgesi duruyor.
Asıl düğüm de burada.
CHP’deki parçalanmanın kaynağı yalnızca Kılıçdaroğlu-Özel gerilimi değildir. Asıl mesele, Özgür Özel’in genel başkanlık makamı üzerinde giderek ağırlaşan İmamoğlu vesayetidir.
Çünkü Özel, kendi siyasi aklıyla yürüdüğünde makuliyeti temsil edebilen bir isimdi. Konuşabilen, müzakere edebilen, kavganın dozunu ayarlayabilen, partiyi marjinal öfke hattından merkez siyasete çekebilen bir genel başkan profili çiziyordu.
Ama ne zaman İmamoğlu faktörü denkleme girdi, CHP’nin ayarı bozuldu.
Bugün CHP’de “değişimci kadro” diye anılan yapının önemli bir bölümü, artık Ankara’daki genel merkez aklıyla değil, Silivri hattından gelen siyasi talimatlarla hareket ediyor görüntüsü veriyor.
Bu, bir parti için en tehlikeli durumdur.
Çünkü bir siyasi parti ya genel başkanı tarafından yönetilir ya da perde arkasındaki güç odakları tarafından yönlendirilir. İkisi aynı anda olmaz.
CHP’nin bugünkü krizi de tam olarak budur.
Özgür Özel genel başkanlık koltuğunda oturuyor ama parti içindeki asıl gerilim hattını Ekrem İmamoğlu belirliyor. Uzlaşma mı olacak, kavga mı büyüyecek, Kılıçdaroğlu ile temas mı kurulacak, yoksa kapılar tamamen mi kapatılacak? Bütün bu........
