DÜNYA YENİDEN ANKARA’YA BAKIYOR MASADAKİ ÜLKE DEĞİL, MASAYI KURAN ÜLKE
Bazı fotoğraflar vardır, sadece bir diplomatik toplantıyı anlatmaz.
Bir dönemin değiştiğini gösterir.
22 yıl sonra NATO Liderler Zirvesi’nin yeniden Türkiye’de yapılması da işte böyle bir fotoğraf.
Dünya liderleri Ankara’ya geliyor.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump geliyor.
Avrupa’nın karar vericileri geliyor.
Ukrayna savaşının, Orta Doğu krizlerinin, enerji güvenliğinin, savunma dengelerinin konuşulacağı masa bu kez başka bir başkentte değil…
Çünkü dünya artık eski dünya değil.
Soğuk Savaş sonrasında tek kutuplu bir düzen kurulacağı sanıldı. Washington karar verecek, Avrupa takip edecek, diğer ülkeler de kendilerine biçilen rolleri oynayacaktı.
Ama tarih öyle akmadı.
Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Ukrayna’ya kadar bütün krizler gösterdi ki artık hiçbir küresel denklem Türkiye hesaba katılmadan çözülemiyor.
Bir zamanlar sadece “cephe ülkesi” olarak görülen Türkiye, bugün krizlerin çözümünde konuşulan merkez ülkelerden biri haline geldi.
Aslında bu uzun bir yolculuğun sonucu.
1952’de NATO’ya giren Türkiye’den beklenen rol belliydi:
Doğu ile Batı arasındaki sınırı tutmak.
Sovyet tehdidine karşı ileri karakol olmak.
Yani başkalarının kurduğu güvenlik mimarisinin önemli ama sınırlı bir parçası olmak.
Bugün ise tablo değişti.
Türkiye artık sadece güvenlik tüketen değil, güvenlik üreten bir ülke.
İHA’larıyla, SİHA’larıyla, savunma sanayisiyle, diplomatik ağıyla, bölgesel temas kapasitesiyle başka bir lige çıktı.
Karabağ’da masadaydı.
Ukrayna-Rusya krizinde konuşulan ülkelerden biri oldu.
Tahıl Koridoru’nda devreye girdi.
Suriye’de sahada oldu.
Afrika’da, Orta Asya’da, Körfez’de yeni ilişkiler kurdu.
İşte NATO zirvesinin Ankara’da yapılmasını sadece bir ev sahipliği olarak okumamak gerekir.
Bu yeni güç dengesinin sembolüdür.
Daha birkaç yıl önce Türkiye’ye parmak sallamayı alışkanlık haline getirenlerin bugün Ankara’da aynı masaya oturması tarihin ironisidir.
Çünkü jeopolitikte boşluk kabul edilmez.
Ya başkalarının yazdığı senaryoda rol alırsınız…
Ya kendi hikâyenizi........
