menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gamma bant aktivitesi, algı yanılmaları ve psikiyatrik 'hastalık' modellerinin yeniden değerlendirilmesi

13 0
previous day

Geleneksel psikiyatri terminolojisinde “halüsinasyon” kavramı, bireyin dış dünyada bulunmayan bir uyaranı görmesi, duyması ya da hissetmesi olarak tanımlanır ve genellikle patolojik süreçlerin göstergesi kabul edilir.
Ancak son yirmi yılda hem nörogörüntüleme hem frekans-temelli beyin araştırmaları, bu yorumun yetersiz olduğunu göstermeye başlamıştır.

Modern nörobilim bulguları, gamma frekans bandının (30–120 Hz) bilinçli algının entegrasyonu, farkındalık artışı ve yüksek bilişsel işlem süreçleri ile doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Yüksek gamma aktiviteleri sırasında beyin, gelen verileri farklı bir entegrasyon biçimiyle işler; dış ve iç sinyaller arasındaki sınır geçici olarak geçirgen hale gelir.

Bu nedenle klasik psikiyatri çerçevesi, yüksek frekanslı bilinç durumlarının doğasını tam olarak açıklamakta zorlanır. “Bozukluk” olarak adlandırılan birçok fenomen, aslında beynin farklı bir işletim moduna geçtiğinin göstergesi olabilir.

Hastalık sınıflandırmaları çoğu zaman bilimsel olmaktan çok tarihsel, sosyolojik ve kültürel süreçlerin ürünüdür.
19. yüzyıl psikiyatrisi, bilinmeyeni “bozukluk” olarak etiketledi; bu yaklaşım günümüze kadar büyük ölçüde korunmuştur. Oysa frekans temelli beyin incelemeleri, bazı durumların:

olabileceğini göstermektedir.

Beyin, normalde 8–30 Hz arası seyreden ritmik faaliyetinde güvenli, ortak, toplumsal-paylaşılan algı üretir. Ancak bazı bireylerde bu aralık 60–120 Hz bandına yükseldiğinde:

Bu durum klasik yaklaşımla “hastalık” olarak etiketlense de, modern bilimsel bakış açısından farklı bir bilişsel organizasyon biçimi olarak değerlendirilmesi daha uygundur.

Gamma bandının görevi, beynin farklı bölgelerinden gelen bilgiyi tek bir bilinçli algı haline birleştirmektir. Dolayısıyla gamma yükseldiğinde:

Yüksek gamma sırasında beynin kendi iç sinyalleri, dış gerçekliğin yerine geçebilir. Bu, fizyolojik olarak mümkündür çünkü gamma:

arasındaki bağlantıları senkronize eder.

Bu senkronizasyon aşırı olduğunda, kişi yüksek çözünürlüklü iç görüntüler görür.
Ancak çevredeki diğer insanlar, 10–20 Hz gibi düşük banttadır; bu yüzden aynı şeyi göremez.

Bu durum bilimsel olarak ortak algı penceresinin kapanması olarak tanımlanabilir.

Yeni yaklaşım şunu önerir:

Her insan kendi frekans penceresinden gerçekliği görür.

Aynen:

gibi.

Eğer iki kişi aynı frekansta değilse:

Bu nedenle, yüksek gamma yaşayan bir kişinin gördüğü şekillerin, ışıkların, renklerin veya hareketlerin başkaları tarafından görülmemesi görüntünün yokluğu değil, frekans uyumsuzluğudur.

Klasik psikiyatri bu durumu “varsanı” olarak etiketledi; çünkü model frekans-temelli değildi.
Oysa frekans fiziği, bu olgunun farklı bir gerçeklik........

© Dikgazete.com