menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazze, Filistin, İsrail ve Lübnan için NATO harekete geçti!.. Kolordu, Türkiye’nin isteğiyle Adana'da kuruluyor!

24 0
yesterday

Ömür Çelikdönmez yazdı;

Gazze, Filistin, İsrail ve Lübnan için NATO harekete geçti!.. Kolordu, Türkiye’nin isteğiyle Adana'da kuruluyor!

Gazeteci Barış Terkoğlu’nun gündeme getirdiği Türkiye’de yeni NATO karargâhı kurulacağı iddiası epey ses getirdi. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının yoğunlaştığı süreçte konu yalnızca medyada yer bulmakla kalmadı, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine de taşındı. Cumhuriyet Halk Partisi Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler'e “Türkiye’de NATO kolordusunun ne işi var?” sorusunu yöneltti.

Cevap gecikmedi. 26 Mart 2026’da Millî Savunma Bakanlığında gerçekleştirilen Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, kurulması planlanan NATO Çok Uluslu Kolordu Karargâhı hakkında şu açıklamayı yaptı:

“Bakanlığımız tarafından 2023 yılında NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir Kolordu Karargâhı kurulmasına yönelik çalışmaların başlatılması emredilmiş, bu niyetimiz 2024 yılında NATO’ya beyan edilmiştir. Bu kapsamda, bir Türk general komutasında kurulması planlanan karargâhın ihtiyaçlarını karşılamak üzere 6’ncı Kolordu Komutanlığı görevlendirilmiş, millî çekirdek kadrolara gerekli atamalar yapılmıştır.

Karargâhın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmalar NATO makamlarıyla koordineli şekilde sürdürülmekte olup, NATO prosedürleri henüz tamamlanmadığından onay süreci devam etmektedir. Karargâhın onaylanmış bir logosu da bulunmamaktadır.

Bahse konu Kolordu Karargâhının görevi; Bölgesel Planlar kapsamında kendisine tahsis edilecek kuvvetlerin entegrasyonunu sağlayarak sorumluluk sahasında caydırıcılık ve savunma faaliyetlerini desteklemektir.

Öte yandan, tehdit değerlendirmesi kapsamında hazırlanan NATO Güneydoğu Bölgesel Planı müttefiklerce daha önceden onaylandığından, kurulması planlanan söz konusu Çok Uluslu Kolordu Karargâhının bölgemizde meydana gelen son gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır.”

Açıklamadan çıkan sonuçlar:

- Türkiye Millî Savunma Bakanlığı tarafından 2023 yılında, NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında kolordu karargâhı kurulması için çalışmalar başlatıldı.

- Bu niyet, 2024 yılında NATO’ya resmi olarak bildirildi.

- Karargâh, bir Türk general komutasında kurulacak şekilde planlandı.

- Karargâhın altyapı ve ihtiyaçları için 6’ncı Kolordu Komutanlığı görevlendirildi.

- Millî çekirdek kadroların atamaları yapıldı.

- Karargâhın çok uluslu yapıya dönüştürülmesi için NATO ile koordineli çalışmalar sürüyor.

- NATO prosedürleri tamamlanmadığı için onay süreci hâlen devam ediyor.

- Karargâhın henüz onaylanmış bir logosu bulunmuyor.

- Görevi; kendisine tahsis edilen kuvvetleri entegre ederek sorumluluk sahasında caydırıcılık ve savunmayı desteklemek.

- Kuruluş süreci, bölgedeki son gelişmelerle bağlantılı değil; önceden onaylanmış NATO planına dayanıyor.

Türkiye’de NATO üsleri, karargâhlar ve savunma sistemleri yok mu da yenisi kuruluyor?

Var!.. Lakin Türkiye’de hâlihazırda NATO’ya bağlı çok uluslu muharebe grubu konuşlandırılmış değil. Ancak bu durum, Türkiye’nin ittifak içindeki askeri önemini azaltmıyor; aksine ülke, NATO’nun bölgesel komuta yapısı ve hava savunma sistemi açısından kritik tesislere ev sahipliği yapıyor.

NATO’nun resmi haritalarında da yer aldığı üzere, İzmir’de bulunan Müttefik Kara Komutanlığı (LANDCOM), ittifakın kara kuvvetlerine ilişkin tüm faaliyetlerin merkezinde yer alıyor. Bu yapı; Norveç’ten İtalya’ya, Azor Adaları’ndan Türkiye’nin doğusuna kadar geniş bir coğrafyada kara operasyonlarının planlanması ve koordinasyonundan sorumlu.

Bunun yanı sıra İstanbul’daki Üçüncü Kolordu Komutanlığı bünyesinde konuşlu NATO Hızlı Konuşlandırılabilir Kuvvetler Karargâhı da dikkat çekiyor. Bu karargâh, NATO üyesi ülkelerde bulunan toplam dokuz benzer yapıdan biri olup, ittifakın en önemli askeri unsurlarından biri olan Müttefik Reaksiyon Kuvveti’nin (ARF) parçası olarak görev yapıyor. Almanya, Fransa (iki ayrı karargâh), Yunanistan, İtalya, Polonya, İspanya ve Birleşik Krallık’ta da benzer yapılanmalar bulunuyor.

Türkiye’nin NATO içindeki bir diğer stratejik rolü ise Malatya Kürecik’te konuşlu radar üssü üzerinden yürütülüyor. Bu tesis, NATO’nun Balistik Füze Savunma Sistemi kapsamında erken uyarı görevi üstleniyor. Nitekim Mart ayında Türk hava sahasına yönelen bir balistik mühimmat, bu sistem sayesinde tespit edilmiş ve Doğu Akdeniz’de konuşlu deniz unsurlarından ateşlenen önleyici füzelerle etkisiz hale getirilmiştir. Bu gelişme, Türkiye’nin NATO savunma konseptindeki kritik rolünü bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Mustafa Kemal'in askerleri bunu yapar mı?

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün 22 Nisan 1921 tarihinde Hâkimiyet-i Milliye muhabirine verdiği mülakatta dile getirdiği “Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir” sözü ortada dururken, komutanlığını yaptığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bağlı olduğu Genelkurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı gibi kurumların, bu temel ilkeye ters düşecek; Türkiye’nin istikbalini ve istiklâlini ipotek altına alacak ya da tehlikeye atacak bir girişimde bulunması mümkün müdür?

Türkiye neden kendi topraklarında çok uluslu bir NATO Kolordu Karargâhı kuruyor?

Bu gelişmeyi, yeni dünya düzeninin karanlık sahnelerinde Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve İsrail ittifakının bölgedeki boşluğu Türkiye üzerinden doldurmaya çalıştığı tehlikeli bir oyun olarak değerlendirenler de çıktı. Doğal olarak bu haberi okuyan her antiemperyalist, antimandacı vatanseverin aklına ilk gelen soru, “Kendi ayağımıza mı sıkıyoruz?” olacaktır.

Yalan değil, ben de ilk anda kendi hesabıma öyle düşünmüştüm; hatta bu gelişmenin Türkiye açısından riskli sonuçlar doğurabileceğini değerlendirmiştim. Ancak meseleye biraz daha soğukkanlı yaklaşıp, detaylarıyla düşündüğümde, görünenin ardında farklı bir tablo olduğunu fark ettim ve hiç de öyle olmadığı sonucuna vardım.

Türkiye, NATO ve Enerji Jeopolitiği…

Yeni kurulacak kolordu karargâhı odaklı, Türkiye’nin NATO’daki rolü, güvenlikten enerji jeopolitiğine uzanan hat ekseninde jeopolitik değerlendirmeler mevcut. Kısaca yazmak gerekir.

Türkiye’ye NATO içinde biçilen “güneydoğu kanadı” ve ileri karakol rolü, kurulması planlanan çok uluslu kolordu ile daha da güçlenmektedir. Bu adım yalnızca askerî bir yapılanma değil; aynı zamanda Avrupa’nın güvenliği ve özellikle enerji arz güvenliği açısından stratejik bir hamledir. Rusya’ya bağımlılığı azaltmak isteyen Avrupa için Türkiye, Hazar, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz enerji hatlarının merkezinde yer alan vazgeçilmez bir geçiş ülkesidir.

Kolordunun Adana ve çevresinde konuşlanma ihtimali; İncirlik Üssü, Suriye sahasına yakınlık ve Doğu Akdeniz enerji denklemine erişim nedeniyle dikkat çekicidir. Bu yapı, Türkiye’nin Suriye başta olmak üzere bölgedeki askerî operasyonlarını da doğrudan etkileyecek; Irak, İran ve Doğu Akdeniz’i kapsayan geniş bir jeopolitik hattı içine alacaktır.

Öte yandan Türkiye’nin NATO’nun ileri karakoluna dönüşmesi karşılığında ne elde ettiği sorusu tartışmalıdır. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyaç duyduğu meşruiyetin verilmesi” gerektiğine dair sözleri, bu sürecin bir tür siyasi takas boyutu taşıdığına işaret etmektedir. Bu çerçevede, Ortadoğu’da ABD+İsrail-İran hattında yaşanan gerilim ve savaş dinamikleriyle birlikte, Türkiye’nin rolünün sahada kademeli olarak genişletildiği görülmektedir.

Tüm bu gelişmeler değerlendirildiğinde Türkiye, sadece NATO’nun askerî sınır hattı değil; aynı zamanda Avrupa’nın enerji güvenliğini şekillendiren kritik bir jeopolitik merkez hâline gelmektedir. Ancak bu konum, Türkiye’ye stratejik değer kazandırırken, aynı zamanda onu küresel güç mücadelesinin en kırılgan ve riskli eksenlerinden birine yerleştirmektedir.

NATO’da güç kayması: Türkiye yeni merkez mi?

Donald Trump’ın NATO’ya yönelik eleştirileri ve ABD’nin ittifak içindeki yükümlülüklerini azaltabileceğine dair açıklamaları, ittifak içinde ciddi bir belirsizlik ve güç boşluğu tartışmasını tetiklemiştir. Bu durum, ABD’nin NATO’daki ağırlığını ve nüfuzunu kademeli biçimde Türkiye gibi bölgesel aktörlere devrederek rolünü daraltabileceği, hatta uzun vadede NATO dışına yönlenebileceği öngörülerini güçlendirmektedir.

Bu bağlamda Türkiye’de NATO kapsamında çok uluslu bir kolordu karargâhı kurulması; yalnızca Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de artan güvenlik risklerine karşı hızlı ve koordineli müdahale ihtiyacının değil, aynı zamanda ABD’nin olası rol daralmasına karşı alternatif bir komuta ve operasyon merkezi oluşturma arayışının bir sonucu olarak değerlendirilmektedir.

Gazze, Filistin, İsrail ve Lübnan hattında tırmanan krizler ile Avrupa’nın enerji arz güvenliği kaygıları, Türkiye’nin jeostratejik konumunu daha da kritik hâle getirmektedir. Türkiye; Avrupa ile Asya arasında köprü konumu, kriz bölgelerine yakınlığı ve enerji koridorlarının merkezinde yer alması sayesinde NATO için lojistik, komuta-kontrol ve hızlı konuşlanma açısından vazgeçilmez bir üs işlevi görmektedir.

Kurulacak çok uluslu kolordu karargâhı; hem ABD kaynaklı belirsizlikleri dengeleyecek hem de NATO içinde yeni bir güç merkezinin Türkiye ekseninde şekillenmesine zemin hazırlayacaktır. Bu süreçte Türkiye’nin, ittifak içinde daha belirleyici ve aktif bir rol üstlenmesi kaçınılmaz görünmektedir.

Gelecekte Türkiye'yi ne bekliyor?

Türkiye, NATO’nun yalnızca güneydoğu kanadında konumlanan bir ileri hat unsuru olmaktan çıkarak, ittifakın merkezinde belirleyici bir aktöre doğru evrilmektedir. ABD’nin rolünün tartışmaya açıldığı bir dönemde, Avrupa’nın güvenlik mimarisi giderek daha fazla Türkiye’nin kapasitesine ve jeostratejik konumuna dayanmakta; enerji hatlarının kesişim noktasında yer alması ise bu rolü askerî boyutun ötesine taşıyarak enerji güvenliğinin de anahtarı hâline getirmektedir. Tüm bu gelişmeler, NATO içindeki güç dengesinin kademeli biçimde Türkiye lehine yeniden şekillenebileceğine işaret etmektedir.

Türkiye sadece Türkiye değildir. Türkiye, Yahya Kemal Beyatlı’nın ifadesiyle “kökü mazide olan âti”dir. Bu yüzden içinde bulunduğumuz çağ boşuna “Türk çağı” olarak anılmıyor. Bu ifade, yalnızca bir zaman tasviri değil; tarihsel hafızasını geleceğe taşıyan bir medeniyet iddiasının yansımasıdır.

Bu çerçevede “Pax Turcica” ya da diğer bir ifadeyle “Türk Barışı”, Türkiye’nin bölgesinde istikrar, denge ve düzen kurucu bir güç olma vizyonunu ifade eder. Nasıl ki tarihte farklı medeniyetler kendi barış düzenlerini kurduysa, bugün de Türkiye’nin jeopolitik ve stratejik yükselişi, yeni bir denge arayışının merkezinde yer aldığını göstermektedir.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

омюр челикдёнмез, Дикгазете

https://x.com/i/status/2036403027825791326

https://x.com/i/status/2038035341639102553

https://ru.haberler.com/russian-news-19689788/

https://www.bbc.com/turkce/articles/c05dlz52mp4o

https://www.washingtonpost.com/politics/2026/03/27/trump-nato-iran-war/

https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/c8613ca01d1441c181ddab99fa86ac2b

https://www.iris-france.org/event/quel-avenir-pour-la-turquie-au-sein-de-lotan/

https://www.birgun.net/makale/turkiyedeki-yeni-nato-ordusu-neyin-hazirligi-701987

https://www.reuters.com/world/trump-says-we-dont-have-be-there-nato-2026-03-27/

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-terkoglu/bakanliktan-dogrulattigim-bilgiler-2488786

https://medyascope.tv/2026/03/26/adanada-cok-uluslu-nato-kolordusu-kurulmasi-ne-anlama-geliyor/

https://haber.sol.org.tr/haber/nato-karargahi-gundemi-meclise-tasindi-turkiyede-nato-kolordusunun-ne-isi-var-407736

https://lediplomate.media/turquie-hub-energetique-geopolitiques-economiques-gaz-russie-ue/?utm_source=chatgpt.com

https://www.lemonde.fr/international/article/2026/03/15/la-turquie-pilier-du-rearmement-europeen_6671259_3210.html

https://www.diploweb.com/Planisphere-Geopolitique-de-la-Turquie-membre-de-l-OTAN-et-toujours-candidate-a-l-UE-Avec-D-Schmid.html


© Dikgazete.com