menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devletin yeni kılıcı: Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi neden hedefte?

26 5
15.02.2026

Devletin yeni kılıcı: Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi neden hedefte?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 104 ve 106’ncı maddeleri uyarınca, Adalet Bakanlığı görevine Akın Gürlek’in, İçişleri Bakanlığı’na ise Mustafa Çiftçi’nin atanmasının ardından başkentte yeni bir tartışma dalgası başladı. Bazı sosyal medya hesapları üzerinden her iki ismin önceki görevlerindeki söylem ve icraatları yeniden dolaşıma sokuldu.

Sorunlu hoş geldin veya itibasızlaştımaya hayır! 

Akın Gürlek hakkında, CHP lideri Özgür Özel’in sert biçimde eleştirdiği konuşmaları üzerinden eleştiriler gündeme getirildi. Sanki Ekrem İmamoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik adli soruşturma ve operasyonların haksız ve durduk yere yapıldığı gibi bir hava estirilmeye çalışıldı.

Özel, Gürlek’e İstanbul Boğazı manzaralı bir villa tahsis edildiğini ve sadece tadilatına 40 milyon lira harcandığını; Gürlek’in İstanbul Başsavcılığı’na atandıktan sonra hem savcı maaşı aldığını hem de Eti Maden’in Lüksemburg’daki şirketinin yönetim kurulu üyeliği maaşını almaya devam ettiğini öne sürmüştü.

Önceki özgürlüğe gidiyorsa yerine gelen esir mi, bu ne biçim mantık?

Öncelikle haber ve sosyal medya paylaşımlarındaki irrite edici üslup ve içeriklerin, her iki bakana yönelik düşük profil oluşturma gayretini öne çıkardığı görüldü. Bakanlıklardaki devir teslim törenleri de sanki sosyal medyadaki paylaşımları pekiştirici nitelikteydi. İçişleri Bakanlığı’ndaki devir teslim töreninde, eski Bakan Yerlikaya’nın “Bir sorumuz olabilir mi?” diye soran muhabire, “Ben özgürlüğe gidiyorum artık. Bu saatten sonra Sayın Bakanımız yanıtlar” karşılığını vermesi, kafaları karıştırdı.

Asıl itibarsızlaştırma olarak nitelendirilebilecek olay, Adalet Bakanlığı’ndaki devir teslim töreninde yaşandı. Yılmaz Tunç’un görevi Akın Gürlek’e teslim ettiği törene “alçak koltuk” krizi damga vurdu. Akın Gürlek’in oturduğu koltuğun, Yılmaz Tunç’un koltuğundan daha alçak olduğu dikkat çekti. Tunç’un konuşması boyunca Gürlek’in rahatsızlığı yüzüne yansıdı.

Bir süre sonra görevliler koltuğu yükseltmek için hamle yaptı ancak başarılı olamadı. Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ile görevden ayrılan Yılmaz Tunç’un oturduğu koltukların eşit seviyede olmaması danışmanların da dikkatini çekti. Gürlek’in daha alçak bir koltukta oturması üzerine koltuğu yükselterek duruma müdahale edilmeye çalışıldı; ancak tüm çabalara rağmen koltuk, Tunç’un seviyesine getirilemedi.

Furkan Torlak da nereden çıktı?

Gürlek’in arkasında bulunan Furkan Torlak’ın da koltuğu düzeltmeye çalıştığı görüldü. Torlak’ın, daha önce Mehmet Akif Ersoy soruşturmasında adının geçmesi üzerine Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörlüğü görevinden istifa ettiği biliniyor. Bu nedenle bu görüntü, bazı istifhamlara yol açtı; “Bu ne perhiz, bu ne turşu?” yorumları yapıldı.

Torlak’ın o törene hangi sıfatla katıldığı, kim tarafından davet edildiği şimdilik bilinmiyor. Ayrıca Torlak’ın, yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’in basın danışmanı olmasının beklendiği yönünde haberler yapıldı.

Eski Bakan Yılmaz Tunç’un devir teslim törenindeki konuşması, İcraatın İçinden programını aratmadı. Giderayak adeta bir brifing verdi. Konuşma süresi, bu törenlerde alışıldık kısa ve sembolik ifadelerden oluşmadığı için teamülün ötesine geçti. Yeni bakana “Sen de bunları dikkate al, bu çerçevenin dışına çıkma.” mesajı verir gibiydi.

Akın Gürlek kimleri rahatsız etti?

Şimdi geriye dönüp bakıldığında, Özgür Özel’in gündeme taşıdığı iddialara konu olan bilgilerin, iktidara yakın çevreler ya da kadrolar tarafından CHP Genel Başkanı’na iletildiği anlaşılıyor. Bu şaşırtıcı iş birliğinin, bakanlık devir teslim ve TBMM’deki yemin törenlerindeki yaşananlara bakıldığında hâlen sürdürüldüğü görülüyor.

Ne yazık ki Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde; uyuşturucu baronlarına, yasaklı madde kullanımı ve temini iddialarıyla gündeme gelen isimlere, finans çevrelerine ve Türk futboluna adeta kene gibi yapışan, sülük gibi emen yasa dışı bahis çetelerine karşı İstanbul merkezli yürüttüğü operasyonlar, büyük ölçüde göz ardı edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmalar arasında, son dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandıran ünlülere yönelik uyuşturucu dosyaları da yer aldı. Sosyal medya fenomenleri, müzisyenler ve eğlence dünyasından bazı isimlerin gözaltına alındığı ya da ifadeye çağrıldığı bu süreç, soruşturmaların kapsamı ve yöntemi üzerine tartışmaları beraberinde getirdi. Kolluk güçleriyle koordineli yürütülen operasyonlarda çok sayıda adrese baskın düzenlendi; bazı şüpheliler tutuklanırken, bazıları ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kamuoyunda oluşturulan algıda ise Gürlek, sanki başka hiçbir dosyayla ilgilenmemiş gibi, yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine kayyum atanması süreçlerinde rol alan bir adli personelmiş gibi takdim edildi.

Bu çerçeve, yürütülen geniş kapsamlı adli operasyonları gölgede bırakırken, tartışmayı tek bir siyasi başlığa indirgedi. Oysa bir başsavcının görev alanı ve yürüttüğü soruşturmalar, kamuoyuna yansıyan birkaç dosyadan ibaret değildir; özellikle organize suç ve yasa dışı bahis yapılanmalarına karşı atılan adımlar, devletin güvenlik refleksi açısından ayrı bir değerlendirmeyi hak eder.

Mustafa Çiftçi portresi…

Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin İçişleri Bakanlığı’na atanması da ana akım ve sosyal medyayı köpürttü. Sanki Cumhuriyet karşıtı bir bakan imajı oluşturulmaya çalışıldı.

“İskilipli Atıf’tan Erzurum Kongre binasının yıkım planına: Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi kimdir?”, “Hafız vali olarak bilinen Mustafa Çiftçi kimdir?” başlıkları atıldı.

İçişleri Bakanlığı’na atanan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin “portresi” gündem oldu. İskilipli Atıf anmasına katılması ve oğluna ait olduğu iddia edilen “çakarlı araç” paylaşımları yapıldı. Çiftçi, 2024 yılında........

© Dikgazete.com