menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İki Anadolu Aslanı: Uğur Yıldız, Şafak Şenel & Two Anatolian Lions: Uğur Yıldız and Şafak Şenel

17 0
08.02.2026

Anadolu dediğimiz coğrafya, yalnızca bir kara parçası değil; dünya medeniyetinin yoğrulduğu, ticaretin şekillendiği, güç dengelerinin kurulduğu ve bu uğurda savaşların yapıldığı jeostratejik bir merkezdir. Doğu ile Batı’yı, Kuzey ile Güney’i birbirine bağlayan bu topraklar; tarih boyunca yalnızca malların değil, fikirlerin, inançların ve medeniyet tasavvurlarının da dolaşım alanı olmuştur.

İlk Çağ’da Mezopotamya ile Ege arasında kurulan ticaret ağları, Asur Ticaret Kolonileri Dönemi’nde Kültepe/Kaniş’te yazıya dökülmüş; insanlık tarihinin ilk ticari sözleşmeleri Anadolu’da hayat bulmuştur. Antik Çağ’da Lidyalıların parayı icadı, Perslerin Kral Yolu ile sağladığı güvenli ticaret sistemi, Roma döneminde Efes ve İzmir gibi liman kentlerinin dünya ticaretine yön vermesi, Anadolu’nun bu alandaki tarihsel sürekliliğini açıkça göstermektedir.

Orta Çağ’da Bizans ve Selçuklu idaresinde ipek ve baharat ticaretinin ana güzergâhı olan Anadolu, Selçukluların inşa ettiği kervansaraylarla ticareti kurumsallaştırmış; Osmanlı döneminde ise kara ve deniz ticaret yollarının merkez üssü olmayı sürdürmüştür. Cumhuriyet’le birlikte hedef; sanayileşme, iç ticaretin güçlendirilmesi ve ekonomik bağımsızlık olmuştur. Bugün gelinen noktada Anadolu, sanayi, tarım ve lojistik kabiliyetiyle hâlâ stratejik bir ağırlık merkezidir.

Bu tarihsel arka planı kısaca hatırlattıktan sonra, memleketim Karadeniz’de karşılaştığım iki kıymetli isimden bahsetmek istiyorum. Çünkü tarih dediğimiz şey; yalnızca geçmişte yazılmaz, bugün de yazılır.

Bu iki kardeşim, büyük şehirlerin tüketici ve yıpratıcı döngüsünden çıkarak, doğdukları ve büyüdükleri topraklara dönmüş; bilgi birikimlerini, sermayelerini ve hayallerini Anadolu’ya yatırmayı tercih etmişlerdir. Onlar ticareti yalnızca kazanç olarak değil; bir medeniyet mesuliyeti, bir gelecek inşası olarak gören insanlardır.

Bu bakımdan kendilerini, Türk tarihindeki akıncı ruhunun çağdaş temsilcileri olarak görüyorum:

Teknolojiyi kuşanan, geleceği okuyan ve risk almaktan çekinmeyen öncüler…

Giresun Pirazizli. Ailesi, bölgenin hem ticari hem de sosyal hayatında söz sahibi olmuş bir gelenekten geliyor. Kendisi bilişim ve yazılım alanında eğitim almış; uzun yıllar Türkiye’nin bu alanda öncü firmalarında AR-GE faaliyetleri yürütmüş bir isim.

Ancak asıl önemli kırılma, memleketine dönüşüyle başlıyor. Küresel iklim değişikliğini bilimsel verilerle analiz eden Şafak Şenel, Karadeniz’in simgesi olan fındık üretimine teknoloji temelli, veri odaklı ve akılcı bir yaklaşım getirmiştir. Geleneksel ve feodal tarım anlayışını sorgulayarak; sensörler, yazılımlar ve ölçülebilir verilerle desteklenen yeni bir tarım modeli inşa etmektedir.

Bu yönüyle, Karadeniz Bölgesi’nde fındık ve tarım alanında ilk denebilecek nitelikte AR-GE çalışmaları yürüten öncü bir isimdir. Bölgenin tarım politikalarında karanlıkta kalan noktaları aydınlatan bu çabası, yalnızca bir ticari faaliyet değil; stratejik bir tarımsal vizyondur.

Kendisini bu cesur ve öngörülü mücadelesinden ötürü tebrik ediyor, yolunun açık olmasını diliyorum.

Giresun Bulancaklı. Ufku yerel sınırlarla çizilmeyen, dünyayı........

© Dikgazete.com