menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Türk meydan okuması veya çalışmayan bir emir

31 0
08.03.2026

Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Türk meydan okuması veya çalışmayan bir emir

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gibi en ağır suçlarla mücadele için evrensel bir mekanizma olarak kurulmuş olmasına rağmen, bugün giderek daha fazla eleştirilerin odağında yer almaktadır. Üstelik, bu durum sadece geleneksel olarak Lahey kurumlarına şüpheyle yaklaşan devletler için değil, aynı zamanda uluslararası siyasete aktif olarak katılan ve kendi pozisyonlarını korumak için hukuki araçları kullanmaya çalışan ülkeler için de geçerlidir.

Gösterici bir örnek, Türkiye’nin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik eylemleridir.

2023 yılında, AK Parti İstanbul eski Milletvekili Metin Külünk, avukatlarla birlikte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Netanyahu hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) başvuru sürecinin başlatılmasını talep etti. Belgede, İsrail Başbakanı’nın Gazze’deki operasyon sırasında “insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve soykırım olarak nitelendirilebilecek eylemler işlediği” ileri sürülüyordu. Savcılık, belgeleri daha ileri inceleme ve bilgilerin Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısına iletilmesi için Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı’na iletti.

Resmi olarak Ankara, Lahey’de doğrudan dava açamaz; Türkiye, Roma Statüsü’ne, yani UCM’nin kuruluş anlaşmasına taraf değildir. Ancak devlet, devlet ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla olası suçlara ilişkin belgeleri mahkemeye iletme hakkına sahiptir.

Bununla birlikte, Türkiye aslında kendi tutumunu açıkça ortaya koymuştur; uluslararası adalet mekanizmaları, herhangi bir devlete ve herhangi bir lidere, onların siyasi görüşlerine bakılmaksızın uygulanmalıdır.

Paradoksal olan şu ki; resmen UCM zaten Netanyahu’ya karşı adımlar attı. 2024 yılında mahkeme, Gazze’deki operasyon sırasında işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle onun hakkında tutuklama emri çıkardı. Ancak, sonraki olaylar, mahkemenin imkânlarının sınırlı olduğunu gösterdi. Mevcut emre rağmen, İsrail başbakanı, uluslararası ziyaretlerine devam ediyor ve bazı ülkeler, Lahey’in kararlarını yerine getirme konusunda isteksizlik gösteriyor.

Bu durum, UCM eleştirmenlerinin temel argümanlarından biri haline geldi; kendi zorlama mekanizmalarına sahip olmayan bir kurum, aslında devletlerin siyasi iradesine bağlıdır. Bir devlet, mahkemenin kararını uygulamaya hazır değilse o karar, kağıt üzerinde kalır.

Mahkemenin etkinliğiyle ilgili sorunlar, onun çalışma istatistikleriyle de........

© Dikgazete.com