Terörsüz Türkiye sürecinde 'entelektüeller'in suskunluğu üzerine
Terörsüz Türkiye sürecinde 'entelektüeller'in suskunluğu üzerineT
DEM Parti İmralı heyeti üyesi Faik Özgür Erol, birkaç gün önce gazetecilerle yapılan toplantıda, sürece yeterli entelektüel desteğin olmayışını eleştirdi: “Şundan hepimiz mustaribiz ve yıllar sonra bunu konuşacağız. Ben dünyanın herhangi bir yerinde bu kadar ağır acılara yol açmış bir savaş ortamını sona erdirme çabasının, entelektüel anlamda bu kadar az destekle karşılaştığı az örnek gördüm. Bu da bence gurur duyacağımız bir tablo değil.”
Faik Özgür Erol’un tercih ettiği ‘entelektüel‘ terimini ‘okumuş kesim’ yerine kullandığını kabul etmekten ve ‘entelektüel kimdir’, ‘aydın kimdir’ gibi ezeli ebedi tartışmalara girmemekten yanayım. Erol, okumuşların, kamuoyunun ciddiye alma ihtimali olan yazar çizerin suskunluğundan şikâyetçi. Bu satırları, bir alanda çalışan akademisyen sıfatıyla yazıyorum, entelektüel değil. Ayrıca hiçbir grubu temsil etmiyorum ve yazacaklarımın bir kısmı tümüyle öznel. Bu haliyle, sohbet sayılır.
Faik Özgür Erol gözleminde haklı. Eğer burası Türkiye olmasaydı, eğer ülkeyi çeyrek yüzyıldır aynı parti yönetmeseydi ve eğer yıllardır yaşanan her şeyi bir çırpıda unutma hasletimiz olsaydı, yalnızca gözleminde değil eleştirisinde de haklı olduğunu düşünürdüm.
Başlıkta ‘terörsüz Türkiye’ ifadesini kullandım, çünkü son sürecin amacı ilk günden itibaren ‘barış’ ve ‘demokrasi’ değil, ‘terörü sona erdirmek’ şeklinde açıklandı ve büyük ittifakla kabul edilen Çerçeve Yasa’da da aynı terminoloji kullanıldı. Ne iktidar blokunun ne DEM Parti çevresinin konuyu ‘toplumsallaştırma’ yönünde bir çabası oldu. Hatta DEM Parti’nin dahi, devlet ile Öcalan/örgüt arasında yürütülen görüşmelerin neresinde olduğu yeterince açık değildi. DEM’li arkadaşlarımız öfkelenmeden, “Son iki yıldır DEM Parti olmasaydı bu süreçte ne eksilirdi?” sorusu üzerine içtenlikle düşünmeli.
Ortada, toplumla paylaşılan ve toplumsal destek beklenen bir ‘müzakere’ yok. “Böyle süreçler her zaman........
