Eğilmeden Yükselmek: Karakterin Makama Üstünlüğü…
“Ey yükselmek isteyen kişi! Zannetme ki dünyada el etek öpmekle maksada erişilir!” “İyi huylu insan, yalnız kalsa da değersiz olmaz; inci, kabuğundan çıkınca kıymet bulur.” Koca Râgıb Paşa
“Ey yükselmek isteyen kişi! Zannetme ki dünyada el etek öpmekle maksada erişilir!” “İyi huylu insan, yalnız kalsa da değersiz olmaz; inci, kabuğundan çıkınca kıymet bulur.” Koca Râgıb Paşa
İnsan, çoğu zaman bulunduğu makamla ölçülür sanılır. Halbuki mevki insanı büyütmez; insan bulunduğu yere değer katar. Nice kimse vardır ki ne bir unvanı vardır ne de kapısında asılı süslü bir levhası. Fakat sözüne güvenilir, hükmüne itimat edilir, duruşuna saygı duyulur. Çünkü gerçek kıymet, makamdan değil, karakterden doğar.
Buna karşılık, kimi insanlar basamakları hızla çıkar. Fakat kimi yükselişler biraz daha eğilmeyi gerektirir. Eğile eğile çıkılan merdivenin sonunda varılan maksat, yüksek bir makama ulaşmış olmaktır belki; ama karakter artık eskisi kadar dik değildir. Yetki artmış, fakat vakar azalmıştır. İmza büyümüş, fakat insan küçülmüştür.
Ömer Seyfettin’in “Pembe İncili Kaftan” hikâyesini bilirsiniz: Muhsin Çelebi’ye sorarlar: “Niçin devlet mansıbına girmedin?” Soru sadedir ama verilen cevap ağır: “Ben boyun eğmem, el etek öpmem.”
Bu cümle, yalnızca bir memuriyeti reddetmek değil; bir hayat tarzı seçmektir. Çünkü bilir ki bazı mevkiler liyakatle değil, yaltaklanmayla elde edilir.........
