"GÜÇ"Ü KULLUĞA DÖNÜŞTÜRMEK...
İnsanlık tarihi; yükselen ve çöken medeniyetlerin, güç kazanan ve sonra güçlerini kaybeden devletlerin hikâyesidir. Yeryüzünde binlerce yıl hüküm sürdüğünü zanneden nice krallar, imparatorlar, sultanlar, liderler ve medeniyetler gelip geçmiştir. Bugün isimleri tarih kitaplarının birkaç satırına sığan geçmişin medeniyet unsurları ve güç aktörleri, bugün unutulmuştur. Oysa değişmeyen tek gerçek şudur; hiçbir saltanat ve medeniyet ebedî değildir. Ebedî olan yalnızca Allah'ın hükümranlığıdır. İnsan, eline geçen makamı, serveti ve gücü kalıcı zannetmeye başladığında en büyük yanılgıya düşer. Kur'ân-ı Kerîm bu gerçeği defalarca hatırlatır. "Mülk elinde olan Allah ne yücedir..." anlamındaki ayet, gerçek mülk sahibinin insan değil, Allah olduğunu bildirir. İnsan ise sadece emanetçidir. Bugün elinde bulunan yetki, yarın bir başkasına geçebilir. Bugün alkışlanan biri, yarın unutulabilir.
Kur'an'da bunun en çarpıcı örneklerinden biri Firavun'dur. Kendisini "Ben sizin en yüce rabbinizim." diyecek kadar büyük gören Firavun, ordularına, saraylarına ve hazinelerine güvenmiştir. Fakat denizin ortasında bütün ihtişamı birkaç dakika içinde yok olmuştur. Geride, sadece ibretlik bir kıssa kalmıştır. Karun da aynı yanılgıyı yaşamıştır. Sayılamayacak kadar çok hazinesi vardı. Servetini kendi bilgisiyle kazandığını iddia ediyor, Allah'ın nimetini kendinden biliyordu. Sonunda malıyla birlikte yerin dibine geçirildi. İnsanlığa verilen mesaj açıktır; "servet, sahibini ebedîleştirmez." Tarihte sadece bireyler değil, devletler de aynı gerçeği yaşamıştır. Bir zamanlar dünyanın yenilmez güçleri olarak görülüyorlardı. İnsanlar onların asla yıkılmayacağını düşünüyordu. Fakat bugün o ihtişamlı saraylardan geriye........
