Sorunun adı belli, çözümü geciktirenler de...
Samsun’un her sabah tekrar eden trafik çilesi artık sürpriz olmaktan çıktı; çünkü sürpriz, çözüm üretmeyen yöneticilerin hâlâ durumun vahametini görmemesinde. Atakum’dan İlkadım’a uzanan yolda sabah ve akşam oluşan kuyruklar, sadece yoğunluk değil, yıllardır ötelenen kararların birikmiş faturası. Bu şehir büyüyor, nüfus artıyor, araç sayısı katlanıyor ama ulaşım planlaması hâlâ “günü kurtarmak” seviyesinde.
Raylı sistem var ama kapasite yok
Samsun’un raylı sistemi bir başarı hikâyesiydi; ta ki bakım, yenileme ve hat genişletme konuları ciddiye alınmayana kadar… Trenler tıklım tıklım, pik saatlerde nefes almak bile zor. Hâlâ aynı hatta daha fazla insanı sığdırmaya çalışıyoruz. Şehrin omurgası haline gelen bu sistem genişletilmeden trafik rahatlayacakmış gibi davranmak, sorunu halının altına süpürmektir.
Otobüs hatları: Karmaşa içinde çalışıyor
Bazı mahallelere otobüs uğramıyor, bazı hatlarda boş araçlar dolaşıyor. Bunun adı plansızlık. Akıllı ulaşım sistemleri yıllardır konuşuluyor ama uygulama kısmı bir türlü gelmiyor. Otobüs hattı düzenlemek bile bu kadar zorsa, nasıl büyük ulaşım projelerini konuşacağız?
Kavşaklar bir trafik yönetimi değil, sabır testi
Üniversite Kavşağı, Kale önü, Belediye Evleri… Saat kaç olursa olsun aynı tablo: Bloke olmuş kavşaklar ve sürücülerin tükenmiş sinirleri. Çünkü sinyalizasyon sistemi hâlâ “otomatik pilotta.” Yoğunluğa göre ışık süresi ayarlamak, 2025 yılında hâlâ hayal mi? Bu şehrin trafik yönetimi teknolojinin gerisinde değil, kendi potansiyelinin gerisinde.
Otopark politikası: Sorun yaratmakta üstüne yok
Merkezde araç park etmek bir kabus, çünkü otopark yok. Otopark olmayınca insanlar tur atıyor, tur attıkça trafik artıyor. Yıllardır bilinen bir sorun bu. Çözüm? O yok. Sahile araç girişini sınırlamak, çok katlı otopark yapmak, dinamik fiyatlandırma uygulamak… Bunların hiçbiri sihirli değnek değil; sadece yapılması gereken şeyler.
Bisiklet ve........© Denge
