menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KİME GÜVENECEĞİZ?

3 0
monday

Türkiye'nin gündemi değişiyor, isimler değişiyor, tartışmalar değişiyor.

Fakat son dönemde peş peşe yaşanan olayların bıraktığı ortak bir duygu var.

Fon tartışmaları, futboldaki hakem krizi, kurumlar üzerinden yürüyen iddialar…

Alanları farklı olsa da hepsinin bir yerinde aynı mesele karşımıza çıkıyor.

Kurallara, kurumlara ve insanlara duyulan inancın zedelenmesi.

Parasını bir sisteme teslim eden insanın kafasında soru işaretleri oluşuyor.

Tribünde maç izleyen taraftar, verilen kararın gerçekten sahadaki pozisyonla mı ilgili olduğunu sorguluyor.

Vatandaş, karşısındaki makamın herkese aynı ölçüyle davranıp davranmadığını düşünüyor.

Bütün bunlar olurken, bir başka çelişki daha dikkat çekiyor.

Dilimizi süsleyen kelimeler…

Allah.Din.İman.Kitap.Kul hakkı.Helal.Dürüstlük.Adalet.

Fakat bu kelimelerle hayatın gerçekleri yan yana geldiğinde ortaya her zaman aynı tablo çıkmıyor.

Allah'ın adını sıkça kullanan birinin başkasının hakkına göz diktiğini görebiliyoruz.

Kul hakkından söz eden birinin, kendi çevresinden biri söz konusu olduğunda sessiz kaldığına şahit olabiliyoruz.

Dürüstlük üzerine nutuk atanların, çıkarları söz konusu olduğunda başka bir dil kullanabildiğini görüyoruz.

Adalet isteyenlerin, karar kendi aleyhlerine döndüğünde aynı adaleti savunmakta zorlandığına tanık oluyoruz.

İşte insanı düşündüren taraf tam da burası.

Söylenen ile yapılan arasındaki mesafe.

Çünkü güzel söz söylemek artık çok kolay.

Bir kameranın karşısına geçip ahlaktan bahsetmek kolay.

Din üzerinden konuşmak kolay.

“Helal kazanç” demek kolay.

“Ben kul hakkından korkarım” demek de kolay.

Zor olan, bütün bunların insanın kendi çıkarıyla karşı karşıya geldiği andır.

Bir makamın sağladığı imkanlar…Bir paranın cazibesi…Bir yakının yaptığı yanlış…Bir takımın çıkarı…Bir siyasi hesabın........

© Denge