Kimin Başarısı? PISA 2025 ve Kapsayıcı Bir Eğitim Sisteminin Koşulları
İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör
Çavuşesku’nun Termometresi
Cumhuriyet’in Edebiyatı
OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum
D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi
Kimin Başarısı? PISA 2025 ve Kapsayıcı Bir Eğitim Sisteminin Koşulları
İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) 8 Eylül’de PISA-2025 sonuçlarını açıkladı. Türkiye fen bilimlerinde 494, okumada 472, matematikte 462 puan aldı; üç alanda birden yükseldi ve fende ilk kez OECD ortalamasının üzerine çıktı. OECD ülkeleri arasındaki sıralama fende 29’unculuktan 14’üncülüğe, okumada 30’unculuktan 13’üncülüğe taşındı. Yirmi yıllık eğitim politikası tartışmasının en güçlü olumlu bulgusu bu.
Ancak bu PISA puanı, bir ülkenin 15 yaşındaki çocuklarının ortalaması değil; o yaşta olup okulda olanların ortalaması. Puan gerçekten yükseldi, ama o yaştaki neslin r,2’sine ait: Türkiye kapsamada 91 ülke arasında 81’inci sırada. Bu artışı, zorunlu lise eğitimini getiren 4 4 4 düzenlemesine ilkokuldan itibaren maruz kalan ilk kohortta gözlemliyoruz; aynı kohortta örgün eğitimdeki çocukların oranı ise iyileşmiş değil. Kapsama oranı 2022’de s,7 iken 2025’te r,2’ye indi; oranın neredeyse sabit görünmesi de yanıltıcı, çünkü altında lisedeki 15 yaşındaki çocuk sayısının 81 bin 581 azalması duruyor. Ölçümdeki iyileşme okullaşmadaki kötüleşmeyi örtüyor. Bu yazıda, dışarıda kalan bu dörtte biri sistemin içine almak için hangi politikaların gerektiğini tartışıyorum.
I. PISA Ne Ölçüyor, Ne Buldu?
PISA, OECD’nin üç yılda bir yürüttüğü Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’dır. 2000’de 43 ülkeyle başladı; 2025 döngüsüne 91 ülke ve ekonomi katıldı. Okuma, matematik ve fen her döngüde birlikte ölçülüyor; bu üç alandan biri ağırlıklı alan oluyor ve her döngüye bir de yenilikçi alan ekleniyor. PISA sınavında öğrencilerin müfredat bilgisinden ziyade, öğrenilen bilginin tanıdık olmayan bir durumda kullanılabilme ve gerçek hayattaki problemlerde uygulayabilme becerisi ölçülmekte. Dolayısıyla, bir neslin yaratıcılığını, ileride sorunlara inovatif yaklaşabilme becerisini ortaya koyması bakımından iktisaden ve sosyal anlamda oldukça önemli.
Ayrışan Türkiye: OECD Düşerken Yükselmek
OECD ortalaması matematik ve okumada PISA tarihinin en düşük seviyesine indi. Temel yeterliliğin altında kalan öğrenci oranı OECD genelinde ’dan ’ye çıktı; artık her beş öğrenciden biri, üç alanda birden eşiğin altında. Eğitim ve Beceriler Direktörü Andreas Schleicher’e göre, düşüş pek çok ülkede COVID öncesinde başladı ve düşüşün nedenini pandemiyle açıklamak inandırıcı değil.
Raporun işaret ettiği yer başka: dikkati uzun süre yönlendirebilme kapasitesi. En hızlı gerileyen sorular, dikkatli okuma ve birden fazla kanıtı birleştirme gerektirenler. Aynı dönemde öğrencilerin hızlı ve yanlış yanıt verme oranı OECD genelinde 4 puandan fazla artarak %9’a çıktı. Buna dijitalleşme, keyif için okumanın azalması ve pandemi sonrası kalıcılaşan devamsızlık eşlik ediyor. Şekil 1’de Türkiye’nin ortalama performansı artıyor, OECD ülkelerinin ortalama performansı düşüyor: ikisi fen bilimlerinde 2025’te yer değiştiriyor. Matematikte iki eğri neredeyse çakışıyor (462’ye karşı 463); yirmi yıl önce aradaki fark 77 puandı.
Şekil 1: Türkiye ve OECD ortalaması, PISA puanları. Fen bilimleri 2006-2025, matematik ve okuma 2003-2025.
Peki bu puanlar ne kadar büyük? Öncelikle OECD ülkeleri arasında kronik olarak en gerilerde yer aldığımız için, ortalamayı yakalamamız veya geçmemiz çok ciddi bir ilerlemedir. Ayrıca PISA puanını yorumlamak için kaba bir ölçüt var: 15 yaşındaki bir öğrenci bir öğretim yılında PISA ölçeğinde ortalama 20 puan ilerliyor. Yani 20 puan, kabaca bir yıllık okula denk. Türkiye fende 18 puan iyileştiğine göre, bu ölçütü esas aldığımızda bugünün 15 yaşındakileri fende üç yıl önceki akranlarından yaklaşık bir öğretim yılı ileride.
Puanlar Neden Yükseldi?
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yükselişi dört gelişmeye bağladı: müfredatın yenilenmesi, öğretmen kaynağının artırılması, fiziki kapasitenin iyileştirilmesi ve FETÖ vesayetinin eğitim sisteminden kaldırılması. Dershane Kanunu’na ayrı bir yer ayırdı: “Eğitimi dershane vesayetinden kurtardık ve başarı geldi.”
Sık dile getirilen bir başka etken daha var: LGS 2018’den sonra beceri temelli, uzun metinli ve muhakemeye dayalı sorularla yeniden kuruldu, ulusal sınav fiilen PISA’nın soru formatına yaklaştı; artışın bir bölümü soru tipine aşinalıktan geliyor olabilir. Ayrıca okul öncesi eğitimin yaygınlaşmasının da sonuçları olumlu etkilemiş olması olası. Öğrencilerin becerilerinin iyileşmesini sağlayan doğru politikaları ortaya koymak önemli olsa da bu yazıda iyileşmenin kimler tarafından gerçekleştirildiği ve ne kadar kapsayıcı olduğu tartışılmaktadır.
II. PISA Neyi Ölçemiyor, Neden?
PISA’nın hedef kitlesi 15 yaşındaki ve en az 7. sınıfa kayıtlı öğrenciler. Türkiye’de 15 yaş, liseye geçişin tamamlandığı yaş: PISA 2025 örneklemindeki öğrencilerin f,2’si 10. sınıfta, ,1’i 9. sınıfta, ,7’si 11. sınıfta, 8. sınıfta olanların oranı %0,1. Bunun sonucu şu: Türkiye için “PISA’nın kapsamadığı çocuk”, ağırlıklı olarak “lisede olmayan çocuk” demek. Bu öğrenciler 2009 doğumlu; birinci sınıfa çoğunlukla 2015-16 eğitim öğretim yılında başladılar, yani 2012’de yürürlüğe giren 6287 sayılı Kanun’un getirdiği yapının........
