Eteğin Boyu, Erkeğin Donu Ekonomiyi Anlatabilir mi?
İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör
Çavuşesku’nun Termometresi
Cumhuriyet’in Edebiyatı
OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum
D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi
Eteğin Boyu, Erkeğin Donu Ekonomiyi Anlatabilir mi?
Bu hafta malum bayram. Yetişkin hayatında kendine bayramlık almaya devam eden; o çocukluktan kalan “bayram sabahı yeni kıyafetleri giyme” heyecanını yaşatan kaç kişiyiz bilmiyorum. Ben o geleneğe sadık kalanlardanım. Bu hafta bir arkadaşımla alışverişe çıktığımızda ise kendimizi tanıdık bir döngünün içinde bulduk: “Her şey ateş pahası” feryatları, “bu artık ucuz mu pahalı mı anlamıyorum” itirafları ve “dışarıda üç kahve içmesem bu pantolonu alırım” hesapları…
Aslında bu hesaplar sadece bizim bütçe zorlamalarımızdan ibaret değil, ardında devasa bir ekonomik psikoloji yatıyor. Biz mağazalarda fiyat etiketlerine bakıp ne alacağımıza karar vermeye çalışırken aslında ekonomistlerin veri setlerine titizlikle kaydettiği bir davranış kalıbını sergiliyoruz.
Ekonominin sadece grafiklerden ve rakamlardan ibaret olmadığı, aksine ruj rengiyle, topuk yüksekliğiyle ve en ilginci de etek boyuyla okunabileceği fikri bir “magazin haberi” değil, literatürde ciddiye alınan bir analiz yöntemi. Çünkü mesele şu: Bizler ekonomik baskı altındayken gerçekten rasyonel kararlar mı alıyoruz, yoksa duygusal dürtülerimizi mantıklı görünecek şekilde mi paketliyoruz? Araştırmalar ikincisinin çok daha baskın olduğunu fısıldıyor.
Etek Boyu ve Borsa: Hemline Index’in İddiası
1926 yılında ekonomist George Taylor, ilk kez ve gayet ciddi bir şekilde şunu öne sürdü: Ekonomi iyi gittiğinde etekler kısalır, kötüye gittiğinde uzar. Hemline Index denen bu teze göre kadınlar, refahla birlikte daha fazla bacak gösterdikleri kısa eteklere, sıkıntı dönemlerinde ise kendilerini daha çok örttükleri modellere yöneliyorlar.
Kısalan etekler sadece modanın bir dalgasını değil, sosyal bir serbestleşmeyi, harcamaya olan iştahı ve geleceğe dair özgüveni yansıtıyor.
Tarihsel kronoloji de bu iddiayı destekleyen ilginç duraklarla dolu:
1920’ler: “Flapper” dönemiyle gelen ekonomik patlama ve diz üstüne çıkan elbiseler.
1929 Büyük Buhranı: Borsanın çöküşüyle eş zamanlı olarak eteklerin bileklere kadar uzaması.
İkinci Dünya Savaşı Sonrası: Gelen iyimserlik rüzgarıyla mini eteğin yükselişi.
1970’lerin Stagflasyonu: Ekonomik daralma ve belirsizlikle birlikte midi ve maksi modellerin podyumları geri alması.
Bu ilişkiyi istatistiksel olarak ispat etmek zor. Nedensellik mi, korelasyon mu, yoksa tesadüf mü? Tartışma bitmedi. Ama şunu söylemek mümkün: Moda, ekonomik durumun habercisi olmasa bile en azından toplumun ruh halinin aynası olabiliyor.
Krizin Dudaktaki İzi: Ruj Endeksi
Peki, sadece etek........
