menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

8 Mart’ta Hafızayı Tazeleyip Geleceği Kurmak: Dayanışma, Eşitlik ve Hak Temelli Bir Yol Haritası

18 0
08.03.2026

İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör

Çavuşesku’nun Termometresi

Cumhuriyet’in Edebiyatı

OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum

D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi

8 Mart’ta Hafızayı Tazeleyip Geleceği Kurmak: Dayanışma, Eşitlik ve Hak Temelli Bir Yol Haritası

8 Mart’ta takvimdeki bir günü değil, bir hafızayı ve bir sorumluluğu konuşuyoruz. Emek mücadelesinden doğmuş, zamanla siyasal temsil, eğitim, ekonomik bağımsızlık ve şiddetten korunma hakkı gibi temel başlıklarla genişlemiş bir eşitlik çağrısından söz ediyoruz.

19. yüzyılın sonlarında ağır çalışma koşullarına karşı örgütlenen kadın işçilerin talebi, 20. yüzyılda uluslararası normlara kavuşmuş, 21. yüzyılda ise demokratik yönetişimin temel göstergelerinden birine dönüşmüştür.

1910’da Kopenhag’da Alman siyasetçi ve aktivist Clara Zetkin’in önerisiyle uluslararası bir kadınlar günü fikrinin kabul edilmesi, eşitlik talebini küresel ölçekte görünür kıldı.1 1917’de Petrograd’da kadın işçilerin “ekmek ve barış” çağrısıyla başlattığı grev, 8 Mart’ın tarihsel olarak bugünkü tarihe sabitlenmesinde belirleyici oldu. 1975’te Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Kadınlar Günü’nün resmen tanınması ise bu günü insan hakları rejiminin kurumsal parçası haline getirdi.2

Bu tarihsel çizgi üç net mesaj verir: “Haklar mücadeleyle kazanılır. Dayanışmayla güçlenir. Kurumsal güvenceyle kalıcı olur.”

İlerleme Var, Ama Kendiliğinden Değil

Bu yılın 8 Mart’ını idrak ederken elimizde hem umut verici hem de düşündürücü veriler var. Kadınların eğitime erişimi ve kamusal görünürlüğü geçmişe kıyasla artmış durumda. Ancak tablo tamamlanmış bir eşitliğe işaret etmiyor. Kadınların ulusal parlamentolardaki ortalama temsili küresel ölçekte yaklaşık ' düzeyinde.3

World Economic Forum tarafından yayımlanan Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu ise mevcut hızla ilerleme devam ederse tam eşitliğe ulaşmanın uzun yıllar alacağını ortaya koyuyor.4 Bir başka önemli veri de şu: Toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin küresel hedeflere, mevcut hızla, 2030’da bile ulaşması mümkün görünmüyor.5

Bu tablo karamsarlık üretmek için değil, sorumluluğu hatırlatmak için önemli. Çünkü eşitlik doğrusal ve otomatik bir süreç değil. Ekonomik krizler, çatışmalar ya da kurumsal zayıflamalar kazanımları hızla etkileyebiliyor.

Buradan çıkan sonuç açık: Eşitlik iyi niyetle değil, sürdürülebilir........

© Daktilo1984