Paramparça ve umut
Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...
En başarılı işlere imza atmış belediye başkanları ve yol arkadaşlarına; Osman Kavala’dan, Selahattin Demirtaş’tan tüm o Gezi esirlerine, 19 Mart sonrasında tutuklanan öğrencilere uzanan, uygulanan zulme bakıyorsunuz; hele hele ölüm riski taşıyan hasta tutsaklara yapılan işkenceleri görüyorsunuz ve kahroluyorsunuz.
Diyanet’in işlediği anayasal suçlara, laik eğitimdeki suçlara bakıyorsunuz, onlara ve “Taşıma aracının ön koltuğu boş olsa bile kadın/kız önde oturamaz” diyen cahile kin kusuyorsunuz.
“Bütün bu rezillikler gündemi değiştirmek için, ciddiye alma” diye size öğüt verenlere, “Türkiye’yi bırak Gazze’ye bak” diye teselli etmeye çalışanlara, “Yalnız biz değil, bu kapitalist düzende dünya da b.k çukurunda” diyenlere öfkeleniyorsunuz.
Ve bu bunalma, kahrolma, öfkelenme, kinlenme, kötüleşme, karamsarlıkla boğuşma, umutsuzluğu yenme uğraşında yorgun düşüp ÖLMEK İSTİYORSUNUZ! Sizi bilmem ama benim ruh halim böyle. Ama olmuyor işte. Yaşamaya devam ediyorsunuz.
Sonra... Sonra... Okuduğunuz bir kitap, bir şiir, dinlediğiniz bir müzik, bir diyalog, rastladığınız bir gülümseme, sizi yeniden hayata bağlıyor.
Nicedir etkinliğini sürdüren “Susma Bitsin” adlı platformun açıklamalarıyla, ifşaat daha çok ortaya dökülür oldu. Bu iyi. Fotoğraf, sinema, TV, tiyatro, dizi sektöründe........
© Cumhuriyet
