menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir dokunuşa bin ah!

37 1
27.07.2025

“Ayakucumda deniz, kaynayarak yanan bir zümrüt, sonra mavi, sonra menekşe, ne var ki üzerine tuzla buz edilmiş milyonlarca ayna parçaları yağmış, alev alev yanıyor, çakıyor, çakıntıdan göz alıyor.”

Şehvetle denizi anlatan -anladınız herhalde- Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’den başkası değil. Daha bitmedi:

“Denize dalarken, sanki bir aynayı şangır şungur kırar ve altına geçerdim. Parıltılı, yeşil bir cennetti.” (Her iki alıntı da okumaya doyamadığım “Mavi Sürgün” kitabından.)

Sevgili okurlar, bugün pazar. Ülke yanıyor. Ciğerimiz yanıyor. Yangın sadece ormanlarda değil, hukukta, haksız yere doldurulan ülkem hapishanelerinde, eğitimde, gençlerin umutsuzluğunda, yönetimlerin liyakatsizliğinde, denetimsizliğinde... Bütün bu konularda gece gündüz bilgileniyoruz. Bugün pazar ben ısrarla size yine de güzelliklerden söz açacağım.

Bodrum Yarımadası’nın en batı ucunda antik Myndos kentinin arkasındaki tepelerden sonraki burnun ucunda fi tarihinde gümüş ocakları yer alırmış. Gümüşlük denmesi ondan. Maden ocaklarının yerini günümüzde bohem ve sanatçı ruhlu insanlar almış. Bu yıl Gümüşlük Festivali’nin klasik ve caz konserlerini bir arada harmanlaması, ayrı bir zenginlik...

İki akşam üst üste izlediğim iki caz konseri de denize uzanan sahilde yer alıyordu. Tam da günbatımında.

Sahnenin gerisinde kumsal, kumsalın gerisinde........

© Cumhuriyet