menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

34 16
19.03.2025

“İngiltere, Kemalistlerin hem Irak’ta hem de boğazlarda yarattıkları tehlikeye karşı koyacak güçte değildir.” (İDA, FO 371/7888/E 9346: Rumbold’tan Curzon’a Gizli Telgraf, İstanbul, 14.9.1922)

Dün 18 Mart Çanakkale Boğaz Zaferi’nin 110. yıldönümüydü. 1915’te Çanakkale’yi geçilmez yapan Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve kahraman Mehmetçiği bir kere daha saygıyla ve minnetle andık.

1915’te deniz ve kara muharebelerinden oluşan ve yaklaşık 8.5 ay devam eden Çanakkale Muharebeleri’ni biliyoruz. Peki ya 1922’de yaklaşık 10 gün devam eden Çanak Krizi’ni ne kadar iyi biliyoruz?

Birinci Dünya Savaşı’nın başında 3 Kasım 1914’te Çanakkale Boğazı’na dayanan ve boğaz girişini bombalayan İngiliz donanması, yaklaşık 8.5 ay süren Çanakkale Muharebeleri’nin kazanılmasının ardından 9 Ocak 1916 sabahı Çanakkale’den çekildi. Ancak Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nı kaybetmesi üzerine, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Çanakkale Boğazı, İtilaf Devletleri tarafından işgal edildi. Çanakkale Boğazı’ndan geçen 61 parçalık İtilaf Donanması, 13 Kasım 1918’de İstanbul’u fiilen işgal etti. Böylece 1915’te Çanakkale Boğazı’ndan sökülüp atılan İngilizler ve Fransızlar, 1918’de Çanakkale Boğazı’na geri geldiler.

İngilizler, “tarafsız bölge” ilan ettikleri Çanakkale’nin etrafını tel örgülerle çevirdiler. Asker-sivil Türk yöneticilerin bu bölgeye girmesini yasakladılar.

10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Antlaşması ile boğazların, Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun yönetimine bırakılmasına karar verildi. Sevr’in Uluslararası Boğazlar Komisyonu, aslında yargısı, polis gücü, bayrağı olan Uluslararası Boğazlar Devleti’ydi. Böylece Boğazların Türkiye’den tamamen koparılması amaçlanıyordu.

Emperyalizmin “Boğazlar Planı”, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan Türk Kurtuluş Savaşı ile bozuldu.

Türk ordusu, 30 Ağustos 1922’de kazandığı Büyük Zafer’den sonra 16 Eylül 1922’de Batı Anadolu’yu ve 18 Eylül 1922’de de Güney Marmara kıyılarını düşmandan temizledi. İzmir ve Anadolu kurtulmuştu ama İstanbul, boğazlar ve Doğu Trakya hâlâ işgal altındaydı. Başkomutan Mustafa Kemal (Atatürk’ün), muzaffer Türk ordularını, İstanbul ve boğazlar üzerinden Doğu Trakya’ya yürütmesi an meselesiydi.

7 Eylül 1922’de toplanan İngiliz Parlamentosu, Türk ordularının muhtemel bir taarruzuna karşı İstanbul ve boğazları savunmaya karar verdi. İstanbul’daki İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harington, 9 Eylül 1922’den itibaren Çanakkale’ye yığınak yapmaya başladı. Bir İngiliz alayını Çanakkale’yi savunmakla görevlendirdi.

İngilizler,12 Eylül 1922’de Çanakkale’deki birliklerini güçlendirdiler. İstanbul, Malta ve Mısır’dan bazı kuvvetleri de Çanakkale’ye doğru yola çıkardılar. General Harington, 12 Eylül 1922 akşamı Ajax zırhlısı ile ilk takviye birliklerini Seddülbahir’de karaya çıkardı. Aynı gün başka bir İngiliz vapuru da 174 süvari ve 6 sahra topunu Çanakkale’ye götürmek için yola çıktı. İngilizler, boğazlardaki asker ve silah sayısını artırdılar.

12 Eylül 1922 akşamı, 1500 Türk süvarisinin Ezine’ye altı saatlik mesafeye kadar yaklaştığı anlaşıldı. Edremit’te de iki Türk tümeni vardı. İngilizler, olası bir Türk taarruzuna karşı Çanakkale’de siperler kazmaya başladılar. 14 Eylül 1922’den itibaren Çanakkale’de İngiliz siperleri hazırdı.

İngiltere, 14 Eylül 1922’de Türklere karşı birlikte hareket etmek için müttefiklerine çağrıda bulundu.

15 Eylül 1922’de İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold, Londra’daki Curzon’a gönderdiği telgrafta şöyle diyordu:

“Mustafa Kemal, Trakya vs. istediklerini diplomatik kanaldan sağlayıp sağlayamayacağını saptamak için bir hafta bekleyecektir. Aksi halde askerlerinin şu anki coşkusundan yararlanarak İstanbul ve boğazlara yürüyecektir. Bağlaşıklar vakit geçirmeden bir konferans........

© Cumhuriyet