Güven bir kez aşındığında...
Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent hakkında ortaya atılan iddialar ağır. Çok ağır. Depremde insanların yaralarını sarmak için verilen bağışların amacı dışında kullanıldığı, derneğe ait kaynakların kişisel ve ticari ilişkilerde devreye sokulduğu iddiaları doğruysa bunun hiçbir mazereti olamaz. İnsanların en çaresiz oldukları anda gösterdikleri dayanışmanın istismar edilmesi yalnızca mali bir suç değil; topluma karşı işlenmiş büyük bir güven suçudur. Ama bu hikâye yalnızca Ahbap’ın hikâyesi değil. Aslında bugün yaşadığımız tablo, Türkiye’de yıllardır adım adım aşınan güven duygusunun halkalarından biri. Ahbap’ın nasıl ortaya çıktığını anımsayalım.
Uzun yıllar boyunca bu toplumun en fazla güvendiği kurumların başında Kızılay gelirdi. Deprem, sel, savaş... İnsanlar hiç düşünmeden bağışlarını Kızılay’a gönderirdi. Çünkü güven vardı. Kızılay hükümete yakın kadroların yönetime gelmesiyle birlikte liyakatsizlik, usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarının odağında yer aldıkça güven sarsıldı. 6 Şubat depremlerinde insanlar ilk kez devletin en köklü yardım kuruluşuna değil, bir sivil toplum örgütüne yöneldi. Milyarlarca liralık bağış Ahbap’a aktı. Bu yalnızca Haluk Levent’e duyulan sevgiyi göstermiyordu; aynı zamanda Kızılay’a duyulan güvenin ne ölçüde eridiğinin de göstergesiydi. Bugün Ahbap’a yöneltilen iddialar tabii sonuna kadar araştırılmalı; gerçekler bütün açıklığıyla ortaya çıkarılmalı.
Ama insanın aklına ister istemez başka bir soru geliyor: Böylesine büyük bağışlar toplayan bir dernek bugüne kadar neden düzenli, etkili ve kamuoyuna açık biçimde denetlenmedi? Devletin görevi, yıllarca seyredip sonra bir sabah operasyon yapmak mıdır? Yoksa başından itibaren kuralları........
