Gelecek konuşulurken... ABD-Çin... Ve Türkiye
Silivri davaları, kadın siyasetçiler üzerinden yürütülen kirli kampanyalar, yerel yönetimlere durmaksızın yapılan operasyonlar, yeni gözaltılar... Türkiye uzun süredir enerjisinin büyük bölümünü iç siyasi gerilimlere harcıyor. Muhalefeti etkisiz hale getirme çabaları ve bunu yargıyı alet ederek yapmaları; medya kontrolü ve kutuplaştırma AKP iktidarının yürüttüğü siyasetin merkezine yerleşmiş durumda. Görünen o ki bu iklim daha bir süre devam edecek.
Ama tam da böyle dönemlerde büyük resmi kaçırmamak gerekiyor. Çünkü dünyanın geri kalanında bambaşka bir gelecek tartışılıyor.
Bu hafta Pekin’de gerçekleşen Trump-Şi görüşmesi yalnızca iki liderin buluşması değildi. Aslında insanlığın önümüzdeki birkaç on yılını şekillendirecek başlıkların masaya yatırıldığı kritik bir zirveydi. Ticaret savaşlarından yapay zekâya, iklim krizinden enerji yollarına, yarı iletkenlerden savaş teknolojilerine kadar uzanan devasa bir gündem...
Dünyada ABD ile Çin arasındaki ilişkiden daha önemli çok az ilişki var. Çünkü bu iki süpergücün aldığı kararlar yalnızca kendi toplumlarını değil, insanlığın geleceğini belirliyor. Ve bugün o geleceğin merkezinde yapay zekâ da bulunuyor. Nitekim Amerikan basını Trump’ın Çin ziyaretini değerlendirirken çok çarpıcı bir başlık kullandı:
“Trump’ın Çin ziyaretinin gizli mayın tarlası: Yapay zekâ.”
Gerçekten de öyle. İki ülkenin liderlerinin ilk kez yapay zekâ kaynaklı riskleri kapsamlı biçimde ele aldığı belirtiliyor. Ancak sorun şu ki ne ABD ne de Çin bu yarışta yavaşlayan ilk ülke olmak istiyor. Çünkü artık mesele yalnızca teknoloji üretmek değil;........
