Millete hakaret
Yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığının; yargı bağımsızlığının; düşünceyi ifade, yayınlama, medya, örgütlenme özgürlüğünün; özgür ve serbest seçimlerin; laikliğin olmadığı bir ülkede, halkın, milletin egemen olması olanaksızdır.
Monarşi, teokrasi, oligarşi, diktatörlük, faşizm gibi rejimler halk egemenliğine dayalı değildir, halkın haklarının gasp edildiği rejimlerdir.
Cumhuriyet ve demokrasi ise halkın egemenliğine dayalı yönetim biçiminin adıdır. Bu nedenle halkın egemenliğinin var olmadığı bir ülkede cumhuriyetin ve demokrasinin var olduğunu söylemek olanaksızdır.
Türkiye’nin AKP iktidarında içine düştüğü durum budur. Ortada adına cumhuriyet ve demokrasi denebilecek bir rejim kalmamıştır.
Oysa cumhuriyet, demokrasi ve halk egemenliği Türkiye Cumhuriyeti’nin hâlâ geçerli olan anayasasında güvence altına alınmıştır.
Anayasanın cumhuriyeti, demokrasiyi ve halkın egemenliğini güvence altına alan başlıca maddeleri şöyle özetlenebilir:
2. madde: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.”
6.........
