Türkler... - Erendiz Atasü
Osmanlı'nın okuryazarları genellikle devlet memuru idiler ve imparatorluğun dört bir yanında hizmet verdiler. Haliyle farklı etnisiteler arasında evlilikler oldu. Devleti Şahane (!) büyük bir transatlantik gibi ağır ağır batıyordu; derin keder içindeki Osmanlı münevverleri, cephelere gönüllü koşuyordu; gene de gemi batıyordu. Can kurtarma sandalı ise tekti: Anadolu! Anadolu, çözülen sınırlardan felaket denizine dökülen kitlelerin toplandığı yerdi; gerek Balkanlar’dan gerek Kafkaslar’dan, gerek, güney çöllerinden dalga dalga gelen felaketzede “muhacirler” haliyle birbirleriyle evlendiler.
Cumhuriyetle birlikte, “Osmanlı” sözcüğünün yerine, “ulusal sentez” ve “eşit yurttaşlık” çağrışımıyla geçen “Türk” sözcüğü, bu insanların üstüne cuk oturdu. Büyük felaketler insanları birleştirmişti. Üstelik Osmanlı’yı yıkan Batılı güçler, etnik grupları birbirine düşürmeye başladıkları son aşamaya kadar Osmanlı’nın Müslüman halkları arasında ayrım gözetmiyordu, onlara göre hepsi “Türk”tü. Yüzyıllarca Osmanlı’ya “Türk” diye seslendiler; Osmanlı’nın güçlü dönemlerinde........
© Cumhuriyet
