Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı
Son yıllarda popüler kimlik tasarımlarından bir haline gelen yeni Osmanlıcılık, Atatürk’ün Türk milleti tasavvuru ile aynı kategoride bir yaklaşım değil. Bu tasarım, hukuken söz konusu tasavvurun yerine değil ama fiilen karşısına ondan farklı bir millet tasavvurunun paydaşlarını oturtma yoluyla onu daha az görünür hale getirerek büyüdü. Diğer ifadeyle;
- Bağlamından kopartılan müesses millet tanımıyla hukuksal zeminde şeklen oynamaksızın,
- Devleti, kimlikler arasında bir hakemlik rolüne koşullandırarak,
- Seçip özneleştirdiği bazı kolektif kimliklere kamusal alanı dışlayıcı biçimde açarak kendi gerçekliğini adım adım kurmaya çalıştı. Bu kimliksel “açılım” ise çoğunlukla demokrasi dili ile yorumlandı.
“Türkiyelilik” de son yılların bir diğer popüler kimlik tasarımı. Farklı ideolojik kökenlerden gelseler de yeni Osmanlıcılık ve Türkiyelilik tasarımları, Cumhuriyetin siyasal yurttaşlık fikrini zayıflatan benzer sonuçlar üretebilme potansiyelleri noktasında ortaklar. Bu tasarımların;
- Sorunlu gördükleri millet tanımları,
- Sorunlu gördükleri millet tanımını neden sorunlu gördükleri,
- Etnik, dinsel ve sınıfsal kimlikler üzerinde oluşturmak istedikleri etkiler,
- Devleti kimlikler arası hakem rolüne koşullandırmaları,
- Bireyi etnik ve dinsel kimlikler arasında seçime yönlendirmeleri,
- Milli kimliği önünde sıfat olmadan sadece millet ya da halk kavramıyla ya da devlet adlarını sıfatlaştırma yöntemiyle tanımlamaya çalışmaları benzeşiyor.
ATATÜRK’ÜN YURTTAŞLIK TANIMI
Milyonlarca kişinin başat kimliğini oluşturan yurttaşlığa dayalı Türk milleti kimliği bugün iki yaklaşımın savunucuları tarafından da yeniden tartışmaya açılıyor. İki taraftan çekiştirilerek esnetilmeye, inceltilmeye çalışılan bu kimliğin yırtılması, elde bir tek etnik/mezhepsel kimliklerin........
