Filizlenen Çin-Türkiye dostluk ağacı gençliğin gücüyle büyüsün
Görevime başlayalı bir yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında Türkiye’nin birçok ilini ziyaret etme fırsatı buldum. Ankara’dan İstanbul’a, sahil kasabalarından Anadolu’nun iç bölgelerine kadar genç arkadaşlarla görüş alışverişinde bulundum. Onların özgüveni, dinamizmi ve azimliliğinden derinden etkilenmiş ve moral almış bulunuyorum. Bu ruh hali aklıma binlerce kilometre uzakta yaşayan Çinli gençleri getirmiştir. Gençlik nasıl olmalıdır? Sanırım sorunun en güzel cevabını gençlerimiz vermiştir.
Vatanseverlik, gençlerimizin manevi özünü oluşturmuştur. Tarih boyunca vatanseverlik iki halkın damarlarında akmakta ve asla yıkılamaz ve yok edilemezdir. 4 Mayıs 1919’da bir grup Çinli vatansever genç, “Vatan topraklarımız teslim edilemez, halkımız boyun eğemez” şeklinde yemin ederek direniş göstermiş ve Beiyang Hükümeti’ni eşitsiz anlaşmaları imzalamaktan vazgeçirmiş ve böylelikle Çin’in Yeni Demokratik Devrimi’nin perdesini açmıştır. Aynı yılın 19 Mayıs günü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ulu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Samsun'a ayak basarak Türk Kurtuluş Savaşı’nın meşalesini yakmış, vatansever gençlerin milli egemenliği ve bağımsızlığı için kahramanca savaşmasına liderlik etmiştir. Çin’de yapılan kapsamlı bir gençlik araştırmasına göre gençlerin yüzde 97.4’ü Çin milletinin gelişiminden gurur duymaktadır. Benzer şekilde, yakın zamanda NATO üyesi ülkelere yönelik yapılan bir kamuoyu araştırması da Türklerin yüzde 88'inin vatanı için savaşmaya hazır olduğunu göstermiştir. Bu oranla Türkiye listenin başında yer almaktadır. Adeta damarlarına ve genlerine işlemiş bu güçlü vatan sevgisi, günümüzde gençlerin büyük manevi güç kaynağı olduğu kadar, halklarımızı birbirine bağlayan bir gönül köprüsüdür.
Azimle çalışmak, gençlerimizin öne çıkan özelliğidir. Çabalamak, gençliğin en parlak rengidir. Sayısız Çinli genç, bireysel ideallerini ulusal kalkınma hedefleriyle birleştirerek bilim ve teknoloji, kırsal........
