Cezaevinde kalma rehberi - Mehmet Pehlivan
Geçen haftalarda bu sütunlarda yer alan “Avukat cüppesi nasıl katlanır?” başlıklı yazım üzerine çok kıymetli eleştiriler aldım. En çok eleştiri, yazının hitap ettiği kitlenin geniş bir kitleye değil avukatlara olmasınaydı. Eğer yazacaksam daha çok insana hitap eden bir yazı yazmalıymışım.
Tutuklu yargılamanın istisnadan çıkıp esasa dönüştüğü günümüzde, cezaevi hepimize yalnızca bir adliye kadar yakın. “Ucu nereye giderse gitsin” anlayışında artık kimse dokunulmaz değil. Hal böyle olunca cezaevi gerçeğini ele almanın geniş bir kitlesi olduğunu düşünerek bir “cezaevinde kalma rehberi” yazmaya karar verdim.
Cezaevindeki tüm bilinmezliği giderecek bir rehberi bu yazıya sığdıramam. Tüm gereksinimleri karşılayan bir rehber için en az bir-iki cilt yazmam gerekir. Şimdilik bu yazıyı bir cezaevi oryantasyonu olarak kabul edin lütfen.
Oryantasyona başlamadan önce, bir avukatın cezaevinden çıkmak değil de cezaevinde kalmak üzerine yazmasını ironik bulmuş olabilirsiniz. Ama ironi yapmıyorum. Mevcut yargı pratiğinde avukatlar cezaevinden çıkmaya yarar tahliye kararı konusunda katalizör bile ol(a)mıyorlar! Öyle ki, tutuklandığım gün Barolar Birliği, 80 il barosu ve birçok yabancı baro tutukluluğumun haksız ve hukuksuz olduğunu söylemişse de ben bu yazıyı cezaevinden yazıyorum.
Dizi ve filmlerdeki kötü gardiyan tiplemelerini unutun. Bir kere “gardiyan” meslek tanımından hoşlanmıyorlar, onlar infaz memuru. İddia ediyorum ki, devletin vatandaşlarına eşit davranma yükümlülüğünün vücut bulmuş halidir infaz memurları. Ne suç işlediğinizle ya da ne suç işlemediğinizle asla ilgilenmiyorlar. Herkese eşitler. Galatasaray puan kaybettiğinde sırıtan infaz memuru hariç hepsi düzgün insanlar. Derdiniz, sıkıntınız olduğunda yasalar çerçevesinde yardımcı oluyorlar. Sağ olsunlar.
İtiraf etmeliyim ki cezaevi yemekleri bazen bayıyor. Mesela memleketteki bamya hasadının........
