menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yurtta sopa, cihanda sopa

43 25
01.02.2026

İkinci Trump döneminin düsturu bu. “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin tam tersi.

Bir devlet adamı ile tiran arasındaki farkın da ölçüsü aynı zamanda.

“Tiran” tespiti naçizane benim değil. MAGA’cı olmayan çok analistin görüşü bu yönde.

Muhalifleri bırakın, Cumhuriyetçi Parti’nin Irak savaşı mimarları bile, bu geri savruluşa parmak basmaktan kaçınmıyor.

2000’lerin başında ABD’nin büyük hegemonya projesinin temel hatlarını belirleyen “Project for New American Century/Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi” kurucularından Bill Kristol örneğin.

Trump otoriterleşmesini açıkça tenkit etmekten kaçınmıyor, “Bunun adı rejimdir” diyor: “Trump gangster gibi ülkeyi halka dehşet salarak yönetiyor. Dış politikada devreye soktuğu yöntemler de farklı değil. Özgür seçimlerin geleceği bundan böyle tehlikede. Dünya kaosun eşiğinde.”

Bush döneminin ağa babaları sayılan “Yeni Amerikan Yüzyılı”cılar (YAY) da vaktiyle gerçi matah değildi. Ama liberal düzenin kurallarına, şeklen de olsa BM gibi uluslararası düzenin kurumlarına bağlıydılar.

YAY’ın en ünlü kurucularından, Robert Kagan da tıpkı Kristol gibi bugün, “Kolayına özgür seçim olmaz” diyerek devam ediyor:

“Minnesota gerilimi girizgâh. Yapılmak istenen akabinde Insurrection Act/Başkaldırı Yasası’nı devreye sokmak ki, bu, sandığı baskı altına almakla eşanlamlı. Venezuela çıkartması, iç politikanın militerleşmesi için kullanıldı. Trump, güzellediği militer güçleri, bundan böyle içerde de kullanmak istiyor.”

Bitmedi.

“Trump’ın dış politikası, iç politikanın bir uzantısı. (Kanada Başbakanı) Mark Carney........

© Cumhuriyet