Adaletin rehine takası
Kanunlar karşısında kimsenin ayrıcalığı olamaz. Dolayısıyla kimse yargılanamaz değildir. Ancak suç konusu bile olmayacak, olsa olsa ancak tazminat davasına konu olabilecek olaylardan dolayı tutuklama kararı vermek sadece adalete olan güveni zedeler.
Gazeteci milleti olarak mesleğe başladığımız günden beri hakkımızda suç duyurularına, tazminat ve ceza davaları açılmasına ve tekzip metinlerine alışığız. Ama AKP iktidarı öncesinde gazeteciler hakkında açılan davaların pek çoğu basın savcısı tarafından elenirdi. Suç duyurularının kanuna göre suç olup olmadığına bakılır, çoğunlukla ifadeye bile çağrılmamıza gerek kalmazdı. Bazılarında ise ifademiz alınır, sonrasında dosya kapatılırdı. Nadiren dava açılır ve mahkeme safhasında dosya kapanırdı.
Gazetecinin işleyebileceği suçlar zaten yatarı olmayan cezalar olduğu için dava aleyhlerinde sonuçlandığında da hapse girmezlerdi. Bir gazetecinin bir davadan ceza alması, hele hele tutuklanması büyük olay olurdu.
Ta ki AKP’nin adına “yargı reformu” denen gerçekte ise yargıyı siyasallaştıran 2010 referandumuna kadar. Bizim “yetmez ama evet”çi........
