MESEM’i dokunulmaz kılan ne?
Küresel mücadelenin sert virajlarından birindeyiz. Gelecek kaygısının yükseldiği, gelir adaletsizliğinin derinleştiği, savaş-çatışma alanlarının yeniden genişlediği bir sürecin sarsıntılarını yaşıyoruz. Teknolojik gelişmelerin yeni dünya sistemini nasıl şekillendireceği, karar mekanizmalarında insan ve yapay zekâ merkezli yapılar arasındaki denklemin nasıl kurulacağı da tartışmaların merkezinde. Demokrasi ile otokrasi arasındaki mücadeleyi de içeren bu küresel bunalımın ortasında ise ülkelerin güçlü bir gelecek için attıkları adımlar yaşamsal hale geliyor. Özetle, bugünün seçimleri yarının var oluşunu temelden belirleyecek türden. Eğitimden istihdama, sağlığa, çevre-doğaya, cinsiyet eşitliğine, şiddetle mücadeleye, savunma stratejilerine pek çok konuda izlenilecek politikalar, bunların teknolojiyle uyumu ayakta kalanlar ligini belirleyecek. Peki böylesine kritik başlıklar varken biz nelerle uğraşıyoruz? Akıl, bilim, laiklik, etik, liyakat odaklı politikalarla temeli güçlendirmek yerine çıkar-rant merkezli, itaat ve yandaş kültürünün pompalandığı bir dönemi neden geleceğimizin teminatı gençlere yaşatıyoruz?
MEB’in tarikatları okullara sokan politikalarıyla eleştiren, sorgulayan bir gelecek inşa etmek mümkün mü dersiniz? Eğitimde, istihdamda fırsat eşitliği konusunda karnemiz nasıl? Ya da MESEM gibi çocukları sermayeye ucuz işgücü........
