menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Günlük yaşamda iki sıradan sözcük: Liyakat ve denetim

34 0
18.04.2026

Isabel Allende’nin ilk romanı “Ruhlar Evi”nde topraklarını “romantik bir kavram” olarak gören, “insanı zengin eden şeyin alım satımdan anlaması” olarak düşünen Esteban Trueba, güçlendikçe palazlanır. Palazlandıkça da kadına, çocuğa, hayvana zalimlik etmeyi normal olarak karşılar. Çünkü o genişlettiği topraklarında kendini parasıyla hâkimiyet kuran yeni bir otorite olarak görmektedir. Gayri meşru çocuklarının sayısını bilmemektedir. Zaten onlar umurunda bile değildir. “Çünkü çocuğum diyecekleri ancak kendi soyadını taşıyanlar olabilir. Diğerleri ise onun gözünde doğmamış gibidir.” Varlığını da iktidarın faşist yanına yüklemiş; hatta vekil olmayı başarmıştır. Yakın çevresine salmış olduğu korku duygusu varlığını, bir anlamda otoritesini güçlendiren bir olgu olarak ortaya çıkar. Gücün kapital ilişkilerle harmanlanan bir tahakküm aracına dönüştüğü toplumlara dair önemli bir haritalanma yapar Allende. Devletle bir adamın kurduğu kirli ilişkiler, sonsuz gücü elinde tutarken özgüvenini katmerler. 

Son zamanlarda ülkemizde şiddeti yaratan öznelerin yoksul aile çocukları değil, gücü elinde tutan ailelerin çocukları olduğu gerçeği bize bambaşka bir alan sunuyor. Yoksul aile çocuklarının açlık, fukaralıktan aldığı intikam odağından “sınıf kini”nden ayrılan, bambaşka bir yerdeyiz şimdi. Bir polisin oğluna holigonlarda ateş talimi yaptırılıyor; sonrası on........

© Cumhuriyet