Bilgesu Erenus’un ardından...
Bilgesu Erenus’u 90’lı yılların sonlarında Ankara’da bir etkinlikte tanıdım. Güleryüzlü, sevecen, insancıl olduğu kadar demir leblebi devrimci bir yazar kadın vardı karşımda. Neredeyse bir tam günü yan yana, can cana geçirdik. O günden sonra da iletişimimiz uzun aralıklarla sürdü. Son döneminde çok istememe rağmen onu bir türlü ziyaret edemedim. En son kendisiyle salgın öncesinde uzun bir telefon konuşması gerçekleştirdim. Sürekli hasta olduğunu yineliyor, “Her şeyi unutuyorum!” diyordu. Yine de konuşmasını kısa tutmamış, kendini uzun uzun anlatma ihtiyacı duymuştu. Geçtiğimiz günlerde ise bu dünyadaki yolculuğunu tamamladı.
Oyun yazarı ve romancı olarak yaratılarını ortaya koyan Bilgesu Erenus’un yazarlık serüveni ülkemizin siyasal durumuyla koşut ilerledi hep. Öykü yazarlığıyla kalemini sivrilten yazar, ilk oyunu “El Kapısı” ile tiyatro dünyasında adını duyurdu. 1973 sezonunda AST’ta seyirci karşısına çıkan oyunun yönetmeni Rutkay Aziz’di. Dönemin siyasal tiyatrosuna geniş bir kapı aralayan metinler yazıyordu. İkinci oyunu “Ortak”ta bir işportacının sınıf atlama serüvenini konu alıyordu; Genco Erkal yönetiminde Dostlar Tiyatrosu’nda hayat buldu. 1976’da ise yine Rutkay Aziz’in yönettiği, Timur Selçuk’un müziklerini yaptığı “Nereye Payidar”, Meral Niron, Talat Bulut, Jale Aylanç, Yaman Okay, Yeşim Dorman ve Savaş Yurttaş’ın oynadığı efsane kadroyla seyirci karşısında çıktı. Kapitalizmin parlak, göz gönül boyayan aldatmacalarına kanan, küçük tezgâhtar kızın öyküsü çok sevildi. Kısa sürede oyunun şarkıları dilden dile yayıldı.
Toplumsal sorunlara öncelik vererek eserlerini oluşturan yazarın oyunlarını biyografik, belgesel ve göstermeci olarak üç ana başlık altında toplamak mümkün. Biyografik eserlerinde; “Halide”de Halide Edip Adıvar, “Kırmızı Karaağaç”ta Virginia Woolf, “Güneyli Bayan”da Lillian Hellman gibi hem tarihsel öneme sahip hem de ataerkil düzene isyan eden, dahası kendine böyle bir düzende alan açan........
