menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaşama sevincimize ne oldu?

27 0
02.06.2026

Karamsarlığın olumlu düşünceye geçit vermediği bir toplumsal-tarihsel dönemden geçiyoruz. Savaş yanı başımızda, siyasal ilişkiler çığrından çıkmış, adaleti ara ki bulasın, yarının ne getireceği belli değil, ekonomi sarsıla sarıla göçüyor, kadına şiddet tavan yapmış, yoksul olan açlığını giderme derdinde, gençlerin aklı yurtdışına kapağı atmakta, suç işleme rahatlığı alıp yürümüş, trafik keşmekeşi bunaltıyor, kitap okuyanların oranı azalmış, kabadayılık azmış ve daha neler neler. Emekli oluyorsun sevinemiyorsun (geçim sıkıntısı başlayacak), üniversite bitiriyorsun sevinemiyorsun (iş bulunamıyor), dahası, sevdiğinle evlensen bile sevinemiyorsun (kiralar el yakıyor).

Yaşama sevincini yitirmiş bir toplum olmaya doğru hızla ilerliyoruz. Yazarımız Işıl Özgentürk’ün “Küçük Sevinçler Bulmalıyım” adında bir oyunu vardır. Şeker Bayramı, 23 Nisan, 19 Mayıs, Kurban Bayramı derken daha 2026’nın ortasına gelmeden tüketiverdiğimiz bayramların ardından hep bu anlamlı oyun başlığı dans edip duruyor kafamda. Büyük sevinçlere ulaşma yolunda toplumca yoğun savaşımlar vermek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Ne ki savaşım gücünü korumak için küçük sevinçlere gereksinmemiz var. Yaşama sevincini yitirdiğimiz anda, geleceğe yönelik savaşım gücümüz de zayıflayacak. Önlemimizi almalıyız. Yaşamı küçük sevinçlerle zenginleştirmenin önemini anımsatmak için geçmişteki yaşanmışlıkları paylaşmanın yararı var.

Afyonkarahisarlı bir doğramacı ustasının oğlu olan büyükbabamın büyük sevinç kaynağı yeni bir şey öğrenmekti. Kardeşimle ben onun kitaplığındaki Hayat........

© Cumhuriyet