menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kardeş İran’ı düşünürken

58 11
21.01.2026

Doğu sınırımızda yer alan İran, Türkiye’nin iki katını aşan yüzölçümü (1.648.195 km2 ) ve yaklaşık 86 milyon nüfusuyla en büyük sınırdaşımızdır.

Çağdaş İran’ın bu coğrafyadaki öncelleri MÖ’deki bin yıllara uzanıyor.

Yüzyıllar içinde sayısız imparatorlukların el değiştirdiği, defalarca farklı güçlerin istilasına uğramış bu coğrafyada İran bağımsız bir devlet olarak 1501’de (bu demektir ki Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan yaklaşık iki yüzyıl sonra) Safeviler tarafından yeniden kurulmuş, resmi dininin Şii İslam olarak belirlenmesi de bu kuruluş süreçlerinde belirlenmiştir.

Bu noktada, zihnimde öteden beri var olan bir soru yeniden canlandı: Bizim Anadolu Aleviliği ile İran Şiiliği arasında fark var mıdır, varsa nedir, nelerdir?

Bulduğum yanıtlardan özellikle önemsediklerimi özet olarak paylaşmak istedim:

“İnanç ve ibadetler konusunda Alevilerde cemevlerinde cem törenleri yapılır. Namaz, oruç gibi ibadetler Sünnilikteki gibi farz kabul edilmez. Semah, bağlama eşliğinde yapılan dini ritüeller önemlidir. Şiilerde ise ibadet kısmı daha sıkıdır. Ramazan orucu tutulur. İbadetler klasik İslami kurallara daha yakındır. Cami ve cami kültürü belirgindir.

Anadolu Aleviliği daha çok tasavvufi, kültürel ve halk İslamı geleneğine dayanırken İran Şiiliği (Caferilik) kurumsallaşmış, fıkıh temelli bir mezheptir. Şiiliği daha şeriat doğrultusunda değerlendirmek........

© Cumhuriyet