menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hapishanelerden yükselen çığlıklar (1)

71 0
11.03.2026

Yazıya başladığım bugün 9 Mart Pazartesi, akşama doğru.

Normal koşularda, tıpkı Ergenekon-Balyoz günlerinde sık sık olduğu gibi Silivri’de olurdum.

Şu ara, belli bir yorgunluğu akıl kabul etmeye yanaşmasa da beden sözünü dinletiyor.

Sabahtan itibaren ülkemiz medyasının gazetelerle birlikte sayıları bir elin parmaklarını ancak geçebilen yüz aklarının en önündeki Halk Televizyonunun karşısındaydık.

Ar damarının çatlaması diye bir deyim vardır.

Adalet, hükümet vb. bu deyimi kendine yakıştırıyorsa ne denebilir? Ne yapılabilir?

Hukukun gerektirdiği her şeyi yaparken ve insan olduğumuzun bilincini en yukarıda tutarak, sabrımızı, cesaretimizi, kararlılığımızı, her şeye karşın umudumuzu korumaktan başka...

Her şey çok güzel olacak. Bundan hiçbir kuşkum yok. Ama bizler için...

Adaleti, iyiliği, doğruluğu, vicdanı, bütün insani ve kutsal değerleri bile bile ayağa düşürenlerin ise kendi gelecekleri için böyle bir beklenti ya da umutlarının olmadığını, olamayacağını adım gibi biliyorum.

Gazeteye gelen mektuplar bana yaklaşık olarak bir iki aylık zaman aralıklarıyla ulaşıyor.

Mektup dediysem bunlar ya kurumlardan gelen yazılar ya hemen hemen tümüyle hapishane mektuplarıdır.

Hapishane mektuplarını ise söylediğim vb. nedenlerle ne yazık ki gecikerek ve ancak bu yazılarla yanıtlayabiliyorum.

Önümdeki en eski tarihli mektup 13 Kasım 2025’te Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı C.İ.K. C-73’te yazılmış...

Yazarı Murat Polat, belli........

© Cumhuriyet