menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bağımsız dış politika

28 7
14.01.2026

Suriye ve İran’da yaşananlar, Türkiye açısından, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken gelişmelerdir.

Şara yönetiminin, SDG unsurlarının, Halep’in üç mahallesini terk etmesi için yaptığı harekât, amaç ve arkasındaki güçler yönünden dikkatle irdelenmeyi gerektiriyor.

Harekâtın ABD ve İsrail’in bilgisi hatta onayı olmadan yapılması, Şara hükümetinin niteliğine aykırıdır. ABD ve İsrail’in, Suriye, SDG ve Ortadoğu’da bir Kürt devleti yaratılması politikalarında bir değişiklik mi var? SDG’nin Suriye’de ayrılıkçı politikasına destek geri mi çekiliyor? Şara hükümetinin, “SDG unsurlarının, üç mahalleyi terk edip, Suriye’nin, SDG denetimindeki kuzeydoğusuna çekilmesi koşulu”, bu soruların yanıtını oluşturuyor ve harekâtın bu politikalara uygun olduğu izlenimini veriyor. Çatışmalar uzayınca Barrack’ın Suriye’ye koşması ve SDG’ye değil Şara’ya itidal önermesi bu izlenimi destekliyor. Şara’nın koşulu, Suriye’nin üniter bir ulus devlet olmayacağını, SDG’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda özerk bir güç olarak tanındığını teyit ediyor. Harekâtın, Suriye’nin bütününde de etkili olmayı planladığı anlaşılan SGD’nin bu beklentisinin ABD-İsrail planlarına uymadığı için yapıldığına işaret ediyor.

Bu gelişme Türkiye’nin, Suriye’nin üniter bir ulus devlet olması, SDG’nin, Suriye yönetimi ve ordusu ile birleşmesi talebinin gerçekleşmeyeceğini, Türkiye’nin Suriye politikasının çöktüğünü gösteriyor.

DEM yöneticilerinin ve bazı Kürt grupların, Halep harekâtına........

© Cumhuriyet