Atatürk’ün Cumhuriyeti
(Bu yazının tümüne notlarımın arasında rastladım. O nedenle Atatürk’e dil uzatılan bir siyasal ortamda onun kurduğu Cumhuriyetin temel yapısını yeniden biçimleyip okura sunmak gereğini duydum.)
Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyetin kuruluş felsefesine sahip çıkmak, geçmişe saplanıp kalmak değil, Türkiye’nin aydınlık geleceğine sahip çıkmaktır.
Aydınlanma ve Sanayi Devrimlerini yapamamış, yüzde 90-95’i okuryazar olmayan, savaş yorgunu, yoksul, hasta ve uluslaşmamış bir dintarım toplumunda, 600 yıllık saltanatın gölgesindeki çokuluslu bir imparatorluğun enkazından yaklaşık on yıllık bir meşrutiyet tecrübesi ile laik bir Cumhuriyet çıkarmak hiç de kolay değildi. İşte 102 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk bu zor işi başarmıştı.
Sadece egemenliğin kayıtsız şartsız millete verildiği, yöneticilerin seçimle belirlendiği, ülkeyi halkın temsilcilerinden oluşan bir meclisin yönettiği bir siyasal rejim miydi?
Yoksa Atatürk için Cumhuriyetin çok daha derin ve geniş bir anlamı mı vardı?
Atatürk için Cumhuriyet, her şeyden önce yöneticilerin halk içinden seçimle belirlendiği “ulusal egemenliğe” dayanan bir siyasal rejimdi. Atatürk, Cumhuriyet........
