Aklın iç kalesi
Üzerinden 30 yıl geçti. Siyasal ilişkilerde, ekonominin dengesini yitirdiği, eğitimin sarsıntıya uğradığı bir dönemde bizi ayakta tutan iç kalemizin yıkılmaması için aramızda toplumca bir dayanışma kurmaya çalışıyorduk.
O sıralarda kaleme aldığım bir yazıda, bu yıkıntıdan kurtulma yollarını ararken Emanuel Kant’ın gerçeği dile getirdiği görüşleriyle karşılaştım:
“Aklını kendi iradesi yolunda kullanmayanlar, yıkım ortamında kendi yönünü belirleyemeyince, rastgele olayların akışında sürüklenmelere uğrayarak yolunu yordamını şaşırır.”
Eski bir Çinli şair, eleştirel bir dille, insanın kendini bilgiyle yeniden yaratabileceğini yansıtan şu dizeleriyle açıklığa kavuşturuyor:
“O ki, biliyor bilmediğini/ Onlar çocuktur, onu eğitin, yetiştirin./ O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini/ Cahildir, ondan uzakça durun./ O ki, biliyor bildiğini/ Belki uykudadır, onu uyandırın./ O ki, biliyor bildiğini de/ Bilge kişidir, onun yolunda gidin.”
Senaca yüzyıllar önce bu konuyu kendine yöneltiyor, sorduğunun yanıtını da veriyor:
“İyi nedir? Bilgidir. Kötülük........
