+TAKVİM İLE KOZMETİK DOKUNUŞ+
Hal böyle olunca, yılın ilk gününde “dünya yeniden kurulmuyor; ekonomik gidişat yeniden başa sarıl(a)mıyor! “ Zamanın akışı içerisinde ortaya çıkan ekonomik gelişmeleri, takvime bağlı olarak “çıpalayıp” izlerken, karşılaştırmaya elverişli göstergeler elde ediliyor. Aylık ve çeyreklik(üç aylık) zaman şemaları en sık kullanılan takvim temelli dönemleri temsil ediyor. Ancak, her yıl 1 Ocak itibarıyla yeni yıllık manşete geçiş yapan mesela enflasyon dinamikleri, taşıyageldiği/sürdürdüğü yapısal özellikleri bir anda ortadan kaldıramıyor; onlardan tam olarak kurtulamıyor. Nitekim, “yapışkanlık”; “katılık” ; “enflasyon stoku” gibi özel ekonomik kavramlar tam da bu gerçeğe işaret ediyor. Takvim bazında “sıfırlanan” enflasyon manşeti ardında, aslında tüm yapısal/yerleşik nitelikler varlıklarını koruyor ve takvimin takip eden sayfalarına devrediliyor. İşte bu yüzden, ekonominin tarihi kaleme alınabilirken, onun şekil ve gidişatını, her yeni yıl ile birlikte “fabrika ayarlarına getirmek” mümkün olmuyor. Henüz başlayan 2026 (yeni) yılının da, bu bakımdan istisna teşkil etmeyeceğini açıkça ifade etmek gerekiyor. Eko-politik yapılanma ve dinamikler, her yeni yılda; “taze bir başlangıca, eskimiş akışlar” ile geçiş yapıyor. Yapısal reform ve köklü değişiklikler haricinde, “ekonomide beyaz sayfa açma” beklenti ve hayalleri” temelsiz kalmaktan kurtulamıyor. Gene de, her yeni yıl başlangıcının, moral ve motivasyon bakımından olumlu destek........
