Demokrasilerde dağdaki çobanın oyu
Demokrasilerde dağdaki çobanın oyu
Bu aralar sosyal medyada Tunus’ta herkesin oyu eşit sayılmayacak iddiası dolaşıyor. Yapılan paylaşıma göre Tunus’taki seçimlerde eğitimsiz her 10 kişinin, ilkokul mezunu her 6 kişinin, ortaokul mezunu her 4 kişinin, lise mezunu her 2 kişinin ve üniversite mezunu her bir kişinin oyu 1 olarak hesaba katılacak. Uygulama Aysun Kayacı’nın “dağdaki çoban ile benim oyum bir değil” söyleminin adeta vücut bulmuş hali.
Sanal gerçeklik etrafımızı ahtapot gibi sardığı için artık duyu organlarıma olan inancımı yavaş yavaş kaybetmeye başladım. Her okuduğum haberi deli gibi teyit etme ihtiyacı hissediyorum. Hislerim beni yanıltmamış, bu paylaşımdaki haber de tırt çıktı. Tunus’un oy kullanımında böyle bir değişikliğe gitmesi söz konusu değilmiş.
Ama bir an için haberin doğru olduğunu düşünelim ve her vatandaşın eğitim durumuna göre oy kullandığını varsayalım. Sizce bu uygulama bize daha demokratik bir rejim sunar mı? Eğitimli kişilerin kullandığı oyları ağırlıklandırmak hayatımızdaki kaliteyi artırır mı?
"Mey biter sâkî kalır, her renk solar hâkî kalır, ilim insanın cehlini alsa da, hamurunda varsa eşeklik bâkî kalır" demiş Fuzuli bir beytinde. Keşke yaşantımıza dair sıkıntılarımızın hepsi eğitim seviyemiz arttıkça düzelseydi. Bugün dünyada ademoğlunun başına ne geliyorsa müsebbibi mektepli, okumuş, yazmış, mürekkep yalamış, belirli bir tedrisattan geçmiş insanlar olmuyor mu çoğu zaman?İlim tek başına kâfi gelmiyor, irfan da lazım. Âlim olmak yetmiyor, arif de olmak lazım.
Ömer Seyfettin çalıştığı okulda öğretmen arkadaşlarıyla “ilim başka, irfan başka; âlim başka, arif başka” diye tartışıyormuş. Arkadaşları ise bu görüşe katılmıyorlarmış. Bunun üzerine Ömer Seyfettin bir gün öğretmenler odasındakiarkadaşlarına“Avusturya’dan vagonlar dolusu şeker geliyor, şeker çok ucuzlayacak” demiş. Arkadaşları haberin doğruluğundan bile şüphe etmeden şeker kıtlığı bitecek diye çok sevinmiş.O sırada odada temizlik yapan bir hademe“İnanmayın beyim, Avusturya bu savaş zamanı şekeri bulsa kendi yer, bize niye yollasın?” deyince Ömer Seyfettin öğretmen arkadaşlarına dönüp şöyle demiş:“Gördünüz mü cancağazım? Siz bütün ilminize rağmen habere inandınız. O irfanı sayesinde yutmadı. Demek ki arif başka, alim başka; irfan başka, ilim başkaymış, gördünüz mü”.
Çobandaki irfanın üniversite mezunlarınınkinden daha az olduğunu söyleyebilir miyiz? Bizim ilim sahibi insanlara olduğu kadar irfan sahibi insanlara da ihtiyacımız var. Her şeyin sahtesinin yapılabildiği, bir gecede binlerce kişinin üniversiteden mezun edilebildiği bir zaman diliminde milli irade öyle ya da böyle belirli bir ayrıcalıklı grubun kontrolüne bırakılamaz. Sefalete çıkan karanlık gibi refaha giden aydınlık da herkesin eşit oy hakkında sahip olduğu bir yönetim sistemiyle mümkün. Sadece bilgiyle donanmak yetmiyor, aynı zamanda bu bilgiyi içselleştirip hayata yansıtarak gerçeği sezme yeteneğine sahip, ahlaklı ve olgun bir kişi olmak gerekiyor. Bunun yolu ise eğitimden değil öğretimden geçiyor.
Reşat Nuri Güntekin’in de dediği gibi: “Anadolu âlim değildir, fakat âriftir; kolay tesir altında kalmaz;vak’alar karşısında öyle sağlam mantığı, öyle umulmaz sezişleri vardır ki insanı hayrette bırakır.”
Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.
