Bizim Deniz
Deniz Göktaş YouTube’da erişime açık olan ilk gösterisi Selam Selam’da beklentili isimlerin baskısını çok güzel anlatıyor: tebeşirin tahtaya sürtünmesinden çıkan sese dayanamayan Denizler, taş atamayan Mahirler… Çoluk çocuğun üstünde Damokles’in kılıcı gibi sallanan kahraman isimleri (ben de tuttum Rosa koydum kızımın adını). “Acaba bileklerimin bu kadar ince olacağını bilseler adımı Deniz koyarlar mıydı?” diyor ince bileklerini göstererek. Gösterisini çok temiz ve titiz bir prodüksüyonla reklamsız, para kazanma opsiyonu kapalı olarak YouTube’a yüklemesinden yurtdışından attığı üç t-shirt, üç boxer tweetine, soruşturma haberinin üzerine “en sevdiğim şakam nedense pek paylaşılmadı” diye paylaştığı can alıcı iyi baba şakasından şortu ve sırt çantasıyla geri dönüp havaalanında alınışına kadar (ki hepimizin içini yakan o ters kelepçe görüntüsünün Deniz’in gülüşü görülmesin diye arkadan çekilmek zorunda kaldığını da öğrendik) tutuklanmasına giden süreçteki tavrını düşündüğümüzde şöyle diyesi geliyor insanın: sen de ince bilekli bir Deniz’sin be Deniz, tebeşir sesine dayanamayan, sosyal fobisi olan, depresyona meyilli yeni nesil bir Deniz’sin. Yeni sürümsün bir nevi. İçerik benzer, format farklı.
Belki de toplumca yaşadığımız bu efsunlanma hali tam da bu ince bileklerle, o ince bileklerin imlediği varoluşla yakından ilgili. Maskülenliğin sol siyaset ve komedi de dahil popüler kültürde geçer akçe olduğu, övgü sözlerinin “adamsın”la başlayıp Deniz’in de dalgasını geçtiği “taşşaklarına beton yetmez”le zirve yaptığı bir toplumda, hem de sahnede açıp gösteriyor Deniz o ince bileklerini. Son gösterisinde o toplumca bir halt sandığımız ultra-maskülen tavrın aslında onaylanmak ve sevilmek için babalarına benzemek zorunda hisseden küçük erkek çocuklarının geliştirmek zorunda kaldığı bir savunma mekanizması olduğunu çok da güzel anlatıyor, anlayana. Kötü babalığın bir çıktısı olarak erkeklik! İyi babalıksa aslında çocuğunu bu tür bir erkekliğe zorlamamak, onu Deniz’in mahrum kaldığını anlattığı “bazı erkeklik jestlerinden” sakınmakla ilgili.
Babasının büyürken o jestlerinden sakındığı Deniz, bu toplumda yaşamaktan kaynaklı ucundan kıyısından bulaştığı erkeklik halleriyle küfür üzerinden hesaplaşmasını da çok tatlı anlatıyordu ilk gösterisinde:
Sonra feminist teoriyle tanıştım ve küfürlerimle vedalaşmam gerekti. Onları çok özlüyorum. ODTÜ’de hazırlık sınıfındaydım ve sorgulama dönemindeydim – “kız yerinde kadın diyoruz ama orospu çocuğunu da mı bırakcaz?” Sonra dönemin başbakanı ODTÜ’ye geldi. İletişimsizlikten kaynaklanan çeşitli anlaşmazlıklar sonucu insanların hastaneye kaldırıldığı, kanın gövdeyi götürdüğü bir beş saat yaşadık. Beşinci saatin sonunda bir on öğrenci bir tepede mahsur kaldık. Toma geliyo, suluyo, yetişmiyo. Aşağıda üç yüz tane çevik kuvvet, tırnak içinde söylüyorum kusura bakmayın, Allahsız Ermeniler, orospu çocukları, aşağı gelin ananızı s*kcez tarzı şeyler söylüyorlar... Biz de liseden arkadaşımla karşılık vermeye hazırlanıyorduk. O sırada yanımızda bir LGBT aktivisti vardı (burda süper şaka: O zamanlar dört harfliydi). “Arkadaşlar cinsiyetçi küfür etmiyoruz” dedi. Benim tanıdığım herkes hastanede, tamamen silahsız kaldım, (elini yüzüne kapatarak) cinsiyetçi olmayan küfür ne vardı, hmm, şeref yoksunu var, göt var…
Sonra feminist teoriyle tanıştım ve küfürlerimle vedalaşmam gerekti. Onları çok özlüyorum. ODTÜ’de hazırlık sınıfındaydım ve sorgulama dönemindeydim – “kız yerinde kadın diyoruz ama orospu çocuğunu da mı bırakcaz?” Sonra dönemin başbakanı ODTÜ’ye geldi. İletişimsizlikten kaynaklanan çeşitli anlaşmazlıklar sonucu insanların hastaneye kaldırıldığı, kanın gövdeyi götürdüğü bir beş saat yaşadık. Beşinci saatin sonunda bir on öğrenci bir tepede mahsur kaldık. Toma geliyo, suluyo, yetişmiyo. Aşağıda üç yüz tane çevik kuvvet, tırnak içinde söylüyorum kusura bakmayın, Allahsız Ermeniler, orospu çocukları, aşağı gelin ananızı s*kcez tarzı şeyler söylüyorlar... Biz de liseden arkadaşımla karşılık vermeye hazırlanıyorduk. O sırada yanımızda bir LGBT aktivisti vardı (burda süper şaka: O zamanlar dört harfliydi). “Arkadaşlar cinsiyetçi küfür etmiyoruz” dedi. Benim tanıdığım herkes hastanede, tamamen silahsız kaldım, (elini yüzüne kapatarak) cinsiyetçi olmayan küfür ne vardı, hmm, şeref yoksunu var, göt var…
Ben bu şakaya olay tüm netliğiyle gözümün önüne geldiği için çok güldüm, hatta zaman zaman açıp tekrar........
