menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

One Battle After Another: Savaş Savaş Üstüne Kurdum Dünyayı

11 0
17.09.2026

Paul Thomas Anderson’u There Will Be Blood, Punch Drunk Love ve The Master gibi filmlerden tanıyoruz. Anderson’un son filmi One Battle After Another galaktik mürettebatı (Leonardo DiCaprio, Sean Penn, Teyana Taylor, Chase Infiniti, Benicio Del Toro ve Regina Hall) ve vaatlerle dolu tanıtım kampanyasının ardından, 2025 ekiminde vizyona girdi.

Film zamansal olarak ikiye bölünmüş; filmin açılış sahnesi de olan, ilk kısmın hangi zamanda geçtiği tam olarak belli değil, bununla birlikte, dekor, araçlar, gündem ve French 75 denilen örgütün aktivistlerine ve onların politik hattına bakarak, filmin günümüzden çok da uzak olmayan yakın geçmişte, ihtimalen 11 Eylül saldırıları sonrası dönemden başladığını düşünebiliriz. Bu açılış sahnesinde, bir grup silahlı eylemci, ABD-Meksika sınırına yakın bir gözaltı merkezinde (detention center) sınır devriyeleri tarafından tutulan göçmenleri serbest bırakıyorlar. Leonardo DiCaprio’nun patlayıcı uzmanı Pat’i (sonra Bob olacak) canlandırdığı filmde, Teyana Taylor ise radikal grubun silahlı goşizmini temsil eden Perfidia karakterini oynuyor. French 75’in diğer üyeleri arasında siyahiler, Latinolar, Trans/Queer bireyler, göçmenler ve Amerikan looserları var. Dolayısıyla bileşenleri itibariyle bu bir 1970’ler örgütü değil.

Filmin ilk yarım saatinde, bir yandan Pat ve Perfidia’nın çılgın aşkını, diğer yandan da French 75’in mahkemelere ve kürtaja karşı çıkan politikacıların ofislerine bomba yerleştirme gibi eylemlerini izleriz. Bu eylemler esnasında, Perfidia, Steven J. Lockjaw (Sean Penn) isimli (soy isminde derin göndermeler olan), psikopat diyebileceğimiz bir albayı düşman edinir. Pat ve Perfidia’nın çılgın aşklarının sonunda bir bebek dünyaya gelir (ki Perfidia eylemlerin bir kısmına hamile olarak katılır). Bu doğumdan sonra, Pat çocuğu büyütmekten yanadır, Perfidia ise eylemlere devam etmekten. Fakat Lockjaw, French 75’e ağır bir darbe indirir; Perfidia kızını ve eşini bırakıp ortadan kaybolmak zorunda kalır. Pat ise kızını alıp bir tür ütopik kurtarılmış bölge olan Bactan Cross kasabasına taşınır.

Filmin tanıtım kampanyasında ve bu kampanya ile doğru orantılı ilerleyen izleyici yorumlarında odak, filmin hiç düşmeyen temposu ve muhalif/devrimci pozisyonu üzerineydi. İnsan, Warner Bros. neden böyle bir şey yapsın diye düşünmeden edemiyor ama gene de üzerine konuşmaya, düşünmeye değer.

Filmin yukarıda kısaca özetlediğim tretmanı ve yapımcılarının filmi takdim etme biçimleri üzerinden, öncelikle bu filmin siyasal bir film olup olmadığını, devrimci/muhalif olarak tanımlanıp tanımlanamayacağını; eğer öyleyse bunun bağlamını ve nasıl inşa edildiğini incelemeye çalışacağım.

Önce şu soruyu sormakla başlayalım. Politik film nedir? Bu sorunun tek bir yanıtı yok, her pozisyon kendisine göre bir yanıt üretmiştir.

Politik sinemanın tanımı üzerine yapılan tartışmalarda, eleştirellik, sorgula(t)ma ve ikna gibi ortak temalar öne çıkar. Gillo Pontecorvo'nun The Battle of Algiers (1966) filmini izlerken koloni gerçeğiyle yüzleşiriz; Charlie Chaplin'in Modern Times (1936) filminde endüstriyel yabancılaşmanın işçi üzerindeki etkisini derinden hissederiz; Costa-Gavras'ın État de Siège (1972) filminde ise ABD güdümlü darbelerin ağırlığını odamızın içinde yaşarız. Tüm bu filmler izleyiciyi düşünmeye, sorgulamaya ve harekete geçmeye davet eder.

Üçüncü Sinema teorisyenleri Octavio Getino ve Fernando Solanas'a göre, politik sinema üç kategori altında incelenebilir. Birinci Sinema, Hollywood'un eğlence ve kâr odaklı yapımlarını temsil eder. İkinci Sinema, auteur sineması olarak sanatsal ifade peşinde koşar, ancak ticari zorunluluklara tabi kalır. Üçüncü Sinema ise kitle bilincini geliştirmek ve ulusal kurtuluş mücadelesine katkıda bulunmak amacıyla üretilen, açıkça anti-emperyalist bir konumlanmayı benimseyen sinemadır. Getino ve Solanas'ın ifadesiyle, "Üçüncü Dünya halklarının ve emperyalist ülkelerin içindeki eşdeğerlerinin anti-emperyalist mücadelesi bugün dünya devriminin eksenini oluşturmaktadır.”

Film teorisyeni Mike Wayne, Üçüncü Sinema’nın dört temel öğesini tanımlar: tarihsellik (filmin kendisini süreç, değişim, çelişki ve çatışma olarak anlaşılan tarihin içine yerleştirmesi), politizasyon (ezilen ve sömürülen insanların bu durumun bilincine varma ve buna karşı bir şeyler yapma sürecini keşfetmesi), eleştirel bağlılık (ideolojik perspektifini açıkça benimsemesi) ve kültürel özgüllük (kendini izleyici kitlesinin özel kültürel bağlamına yerleştirmesi).

Bu çerçeveden bakıldığında, Paul Thomas Anderson'un 2025 yapımı One Battle After Another filmi, konusu muhalif devrimci bir grubun yaşamları olan, kara-komedi öğeleri barındıran dramatik bir macera filmidir. Ancak politik bir film olarak değil, Hollywood tarzı sinematografik öğelere sıkı sıkıya bağlı kalmış bir yapım olarak öne çıkar. Bununla birlikte, filmin göndermeleri ve tarihsel katmanları üzerine politik olarak konuşulabilir.

Filmin Anlatısı ve Tarihsel Katmanları

Daha önce de söylediğimiz gibi, filmin tarihsel aralığını kesin olarak bilemiyoruz ama 11 Eylül sonrası başlayan ABD/NATO’nun Ortadoğu’ya saldırısı, Guantanamo, sınır duvarlarının yükseltilmesi ve göçmenler gibi konular aslında yoğunluğu ve ölçeği değişmekle birlikte son 25 yılda bütün gündemleri çapraz kesen ve onlarla rezonansı bitmeyen başlıklar. Bu zamansal sarmal akışkanlık, Anderson'un sinemasının karakteristik bir özelliği ve bu özellik bu filmde başka birtakım tarihsel katmanlara gönderme yapar.

Her ne kadar, ABD muhalif hareketinin 9/11 sonrası dönemini izliyormuşuz gibi görünsek de aslında filmin siyahileri (bilhassa Perfidia ve Willa) üzerinden 20. yüzyıl siyahi hareketlerine, Meksikalı yerliler........

© Birikim