menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tiranlıkla Sessizlik Arasında: Arap Toplumlarındaki Çürümeyi Anlamak

33 0
02.04.2026

Arap coğrafyası yalnızca münferit krizlerle karşı karşıya değil; kültürel içe kapanmanın, denetimsiz iktidarın, tereddütlü seçkinlerin ve artık anlamını yitirmiş, geçerliliği tükenmiş ideolojilerin on yıllar boyunca birikmesiyle oluşmuş derin bir yapısal çöküşün içine sıkışmış durumda.

Toplumlar, kendini sürekli yeniden üreten bir kısır döngünün pençesinde: merkezî iktidar çoğulculuğu bastırıyor, seçkinler sessizlik ile suç ortaklığı arasında gidip geliyor, siyasal söylem ise kutuplaşma içinde parçalanarak gerçek diyalog ve reform için neredeyse hiç alan bırakmıyor. Çürüme sistemik, gerileme yöntemli, sonuçlar ise geniş kapsamlı.

Ünlü âlim, filozof ve sosyolog İbn Haldun, adaletsizliğin uygarlığın yıkımının habercisi olduğunu söylemişti. Onun bu hükmü, bugünün gerçekliğini ürkütücü bir isabetle aydınlatıyor. Despotizm toplumsal dayanışmayı aşındırır, kurumsal bütünlüğü kemirir ve yönetimi kamu yararını koruyan bir mekanizma olmaktan çıkarıp ayrıcalığın, tahakkümün ve otoriter sürekliliğin aracına dönüştürür. Hukuk tarafsızlığını yitirdiğinde ve kurumlar sarsıldığında, adaletsizlik yalnızca var olmakla kalmaz; toplumun içine yerleşir, bağları çürütür, güveni aşındırır ve her düzeyde yabancılaşma üretir.

İçselleştirilmiş Boyun Eğme

Denetimsiz iktidar yalnızca açık zor kullanımına dayanmaz; yurttaşların sessiz suç ortaklığından da beslenir. Boyun eğmeye alışmış olanlar ya da adaletsizliği güvenlik veya kişisel çıkar adına meşrulaştıranlar, farkında olmadan kendi özgürlüklerini aşındıran istismarları fiilen meşrulaştıran ortaklara dönüşür. Sorumluluk dağılır; suçluluk, mağduriyetle iç içe geçer. Nobel ödüllü yazar Necib Mahfuz’un El-Karnak’ta gözlemlediği gibi, “Hepimiz suçluyuz ve hepimiz kurbanız.” Fırsatçılık, korku ve sessizlik birleşerek adaletsizliği olağanlaştırır; olağanüstü olması gereken şey sıradan görünmeye başlar.

Seçkinlerin Geri Çekilişi ve Ele Geçirilmesi

Tarihsel olarak seçkinler, vicdanın ve ahlaki rehberliğin........

© Birikim