Başka bir Modernite Mümkün mü? Çayanov’un Köylü Ütopyası
1888 Moskova doğumlu Aleksandr Vasilyeviç Çayanov, 20. yüzyılın en önemli tarım ekonomisi kuramcılarından biridir. Moskova Tarım Enstitüsü’nde ekonometri eğitimi gören Çayanov’un çalışmaları bugün hâlâ tarım ekonomisi, kalkınma kuramları ve degrowth (küçülme) tartışmalarında sıklıkla anılmasına rağmen, Türkiyeli okurlar tarafından pek bilinmeyen ve bu yazının konusu olan bir de ütopya kitabı vardır.
Biraderim Aleksey’in Köylü Ütopyası Ülkesine Seyahati Çayanov’un 1920 yılında Moskova Tarım Bilimleri Enstitüsü başkanıyken İvan Kremnev takma adıyla Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’nde (RSFSC) yayımladığı –adı üstünde– bir köylü ütopyasıdır. Bu kısa metin erken Sovyet döneminde kalkınma, modernleşme ve kolektif yaşam üzerine yürütülen tartışmaların tam ortasında duran oldukça özgün bir düşünsel müdahaledir. Kitabın önemini anlamak için öncelikle dönemin Sovyet Rusya’sını ve Çayanov’un kuramsal hattını değerlendirmek yerinde olacaktır çünkü bu yıllar RSFSC’nin olağanüstü kırılma döneminde şiddetli iktisadi ve toplumsal tartışmalara da sahne olmuştur.
1917’de gerçekleşen Şubat ve Ekim devrimleri siyasi iktidarı tamamen yeni bir düzleme koyarken ekonomik ve toplumsal düzende de temel yenilikler getirir. Çarlık rejiminin çöküşüyle birlikte yeni bir toplumun nasıl kurulacağı sorusu elbette yalnızca siyasetçilerin değil mühendislerin, ekonomistlerin, yazarların ve sanatçıların da meselesi haline gelir. Ancak arka planda Birinci Dünya Savaşı’nın yorucu etkilerini taşıyan devrimin hemen ardından gelen ve 1918-1922 yıllarına yayılan Bolşevikler ve muhalifler arası iç savaş, ekonomik kriz ve kitlesel kıtlık, bu geleceğin ne yönde şekilleneceğini belirsizleştirir. Bolşevik yönetimin uyguladığı savaş komünizmi politikaları kapsamında tahılın devlet tarafından toplanması, özel ticaretin yasaklanması ve kırsal üretimin merkezileştirilmesi köylüler ile yeni rejim arasındaki gerilimi artırır. Bu uygulamalara karşılık köylüler toprağı işlemeyi reddederek tepki gösterirler. 1921 yılına gelindiğinde ekili arazi savaş öncesi dönemin b’sine karşılık gelirken hasat verimi normal seviyenin 7’sine kadar geriler. Benzer bir durum hayvancılıkta söz konusudur. At sayısı 1916’da 35 milyondan 1920’de 24 milyona, sığır sayısı ise 58 milyondan 37 milyona geriler. Rubleye gelince, 1914 yılında ABD doları karşısındaki 2 ruble olan değeri 1920 yılında 1.200 rubleye kadar düşer. 1921’de patlak veren Kronstadt Ayaklanması ve Tambov İsyanı gibi olaylar köylülüğün zorunlu kolektivizasyon girişimlerine karşı tepkilerini ortaya çıkarmıştır.
Bu koşullar altında Lenin, Yeni Ekonomi Politikası’nı (NEP) ilan ederek piyasa mekanizmalarına sınırlı ölçüde geri dönüşe izin verir. NEP dönemi, devrimin geleceğine dair farklı modellerin tartışıldığı kısa ama yoğun bir entelektüel açılım momenti yaratır. Planlama, sanayileşme, kooperatifleşme ve tarımın rolü üzerine çok sayıda alternatif öneri gündeme gelir. Çayanov’un köylü ekonomisi teorisi bu tartışmaların merkezinde yer alır.
Çayanov eğitim ve çalışma hayatı boyunca Rusya’nın köylülük tarihini, yüzyıllara yayılan geleneklerini ve işleyiş biçimini inceler. Temel kuramsal katkısı, köylü hane halkının üretim kararlarını kâr maksimizasyonuna göre değil, emek yoğunluğu ile tüketim ihtiyaçları arasındaki dengeye göre belirlediğini ileri sürmesidir. Bu yaklaşım en sistematik biçimde 1924’te Rusça olarak yayımlanan Köylü Ekonomisi Kuramı ve 1926’da Almanca yayımlanan Die Lehre von der bäuerlichen Wirtschaft (Kapitalist Olmayan Ekonomik Sistemler Kuramı Üzerine) adlı çalışmalarında geliştirilir. Kuzey Amerika ve Avrupa’da uzun bir süre ilgi çekmeyen bu eserler ancak 1966’da Amerikan İktisat Derneği tarafından İngilizceye çevrilerek tek kitap halinde yayınlanır. Bu gecikmeye rağmen 1960’lardan itibaren kalkınma ekonomistleri ve sosyal kuramcılar arasında büyük ilgi görür.
Çayanov’un aile emeğine dayalı çiftlik modeli, kapitalistleşmemiş tarımsal üretim biçimlerinin kendine özgü mantığını anlamaya imkân tanıyan güçlü bir teorik araç sunmuştur. Burada aile emeğine dayalı çiftlik derken dışarıdan işgücü emeği almayan, sadece aile üyelerinin emeğine dayalı, yani klasik politik ekonominin ücret, kâr ve rant kategorilerini içermeyen bir üretim biçiminden bahsediyoruz. Çayanov’a göre köylü ekonomisini kapitalist işletme modeli üzerinden okumak analitik bir hataya yol açar çünkü köylü ekonomisi kapitalist işletmelerin birikim ve büyüme mantığından farklı bir şekilde işler. Çayanov’un ifadesiyle köylü üretimi hane içi emek kapasitesi ile tüketim ihtiyaçları arasındaki öznel denge tarafından belirlenir. Yani, köylü hanesi üretim kararlarını piyasa fiyatlarının sunduğu kâr fırsatlarına göre düzenlenmez. Çayanov’un “emek-tüketim dengesi” (labor-consumer balance) olarak kavramsallaştırdığı bu ilişki, üretimin sonsuz büyüme hedefiyle değil yaşamın yeniden üretimiyle bağlantılı olduğunu gösterir. Emeğin sürdürülebilir yoğunluğu ile ihtiyaçların karşılanma düzeyi arasında denge vardır.
Bu yaklaşımın önemi, köylü üretimini uzun süre hâkim olan modernleşme paradigmasının varsaydığı gibi “geri kalmış” ya da kapitalizme geçişin geçici ve eksik bir formu olarak görmek yerine, kendi içinde tutarlı bir ekonomik rasyonaliteye sahip bir sistem olarak ele almasıdır. Amaç maksimum kâr değil, sürdürülebilir bir yaşam düzeyidir. Üretim kararları, piyasa genişledikçe otomatik olarak artmaz. Aksine belirli bir refah düzeyi sağlandığında, emek yoğunluğu azaltılabilir. Başka bir deyişle emek, piyasanın talep ettiği ölçüde değil, yaşamın gerektirdiği ölçüde seferber edilir. Bu durum köylü ekonomisinin büyüme baskısından görece bağımsız hareket edebildiğini gösterir.
Çayanov’un bir diğer önemli tartışması kolektifleşme ve kooperatifleşme üzerinedir. Çayanov kolektif üretim fikrine bütünüyle karşı değildir fakat zorunlu kolektivizasyon ile kooperatifleşme arasında keskin bir ayrım yapar. Ona göre köylü üretiminin dönüşümü yukarıdan dayatılan büyük ölçekli devlet çiftlikleri aracılığıyla değil, köylü hanelerinin gönüllü olarak katıldığı kooperatifler yoluyla gerçekleşmelidir. Çayanov, özellikle pazarlama, kredi, makine kullanımı ve dağıtım gibi alanlarda kooperatifleşmenin ölçek ekonomisi sağlayabileceğini, ancak üretim sürecinin bizzat aile emeğine dayalı yapısını koruması gerektiğini savunur. Bu nedenle kooperatifleşme, köylü hanesinin ortadan kaldırılması anlamına gelmeyip, tersine, ekonomik özerkliğini korumalıdır. Aynı zamanda, Çayanov’un önerdiği modelde farklı üretim faaliyetleri farklı ölçeklerde örgütlenebilir: bazı alanlar hane düzeyinde, ormancılık gibi bazı alanlar ise yerel veya bölgesel düzeyde daha uygun biçimde koordine edilebilir. Bu yaklaşım, tarımın tektip büyük ölçekli işletmeler altında merkezileştirilmesi gerektiği fikrine tamamen karşıdır ve ileride, bizzat Stalin’in büyüme odaklı sıkı merkezileşme politikaları arasında tepki görecektir. Bu nedenle Çayanov’un modeli farklı bir toplumsal rasyonalite önerisi içerir. Bu toplumsal düzende sınırsız birikimden ziyade yaşamın sürekliliği esastır. Bu yönüyle köylü hanesi modeli, kapitalist üretim biçiminin evrensel tek model olduğu varsayımını sorgular, yine ileride Stalin’in beş yıllık kalkınma planı çerçevesinde uygulanacak sürekli büyüme modelini eleştirir ve ekonomik organizasyonun çoğulluğuna işaret eder.
1960’lardan itibaren kalkınma iktisadı içinde küçük ölçekli üretimin ortadan kalkmak yerine varlığını nasıl sürdürdüğünü açıklamak için Çayanov’a yeniden başvurulması da bu nedenledir. Köylü üretiminin ortadan kalkmak yerine farklı biçimlerde varlığını sürdürmesi, piyasa entegrasyonunun her zaman kapitalistleşmeye yol açmadığını gösterir. Aile emeğine dayalı üretim biçimlerinin görece özerkliği, Çayanov’un kavramsallaştırdığı köylü ekonomisinin farklı tarihsel bağlamlarda hâlâ devam ettiğinin ya da yeniden ortaya çıkabildiğinin altını çizer. Bu nedenle Çayanov’un teorisi yalnızca erken Sovyet tartışmalarını değil, günümüzde küçük........
