Direnenler kazandı
En önce haksız yere günlerdir tutuklu olan ve özgürlüklerine birer gün arayla kavuşan Esra Işık ve Mehmet Türkmen’e yürekten bir merhaba.
Doğru olanı, hakkı ve adaleti savunmaktan hiç vazgeçmediler. Nice benzer susturma, yıldırma, korkutma örneğiyle toplumda yaratılan “hiçbir şeyin değişmeyeceği”, “güçlü olanın istediğini öyle ya da böyle alacağı” algısına boyun eğmediler. Kararlılıkları ve mücadeleleriyle örnek ve umut oldular. “Kararlar çoktan verilmiştir” demediler. “Şirketlerin karşısında kim durabilir?” diyerek vaz geçmediler. Tıpkı defalarca göz altına alınan Başaran Aksu gibi…
Sadece onların özgürlüğü değil sevindirici olan. Akbelen’de Danıştay’ın acele kamulaştırma kararı durduruldu. Bu yalnızca hukuki bir gelişme olarak görülmemeli. Bu karar, yıllardır “kaçınılmaz kalkınma” masalıyla toprağından, suyundan, zeytininden vazgeçmeye zorlanan insanların inancı, inadı ve çabasıyla mümkün oldu. Çünkü biliyoruz ki hukuk, haktan yana değil güçlüden yana kararlarıyla vatan toprağına, yurttaşına, yaşam hakkına karşı pervasızca eğilip bükülen bir araç nicedir.
Akbelen’de insanlar sadece topraklarını, ağaçları, doğayı, gelir kaynaklarını değil; yaşam biçimlerini, hafızalarını, yerel mirası, kültürlerini çocuklarının geleceğini savundular. Doruk Madencilik işçilerinin direnişi de aynı sömürü düzeninde büyük resmin başka bir örneği aslında. Toprağı maden sahası ilan edilen, tarımla geçinen köylü üretimden koparılıyor. Diğer yandan insanlar düşük ücretli, güvencesiz maden işçiliğine mecbur bırakılıyor. Yerelde halkın toprağına, gelir kaynaklarına çöreklenen sistem geçim derdinde yurttaşının emeğinden zenginleşen şirketlere her özgürlüğü sunuyor. Ekolojik dengeyi, doğanın zenginliğini, üretimi, verimi katlederken vergiden muaf, işçisine alabildiğine zalim, saygısız, görgüsüz, vicdansız ve aç gözlüler zenginleşsin diye oluyor bunlar.
***
Bu düzenin ölçeği ürkütücü. Süreç içinde yalnızca bir holdingin (Yıldızlar Holding) elinde 2364 maden ruhsatı olduğu ortaya........
