menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kuşaklar ve kesişen travmalar

31 9
19.11.2025

Türkiye’nin ‘atasözü’ geleneğinde çok yer etmiş, ‘Allah kimseye evlat acısı vermesin’ diye bir söz/ifade var. En ağır acının, evlat kaybı olduğunu anlatan bu söz, bir istisna halini anlatıyor olsa da gerçekte sürekli-yaygın bir travmatik vak’adır. Üstelik sözü edilen acılar normal kayıpların değil, bir kısmı kitlesel kıyım hallerinin sonuçlarıdır. Çok kez evlatlar, anne ve babalarının; ebeveynler de evlatlarının katline tanıklık etmiş ve farklı kuşakların travmaları kesişmiştir. Dersim, bu kesişen travmaların en dikkat çeken coğrafyalarından birisidir.

Şu günlerde idamının yıldönümü nedeniyle yeniden konuşulan Seyit Rıza’nın, ölüme doğru giderken son isteğinin, evlat acısıyla ilgili olduğunu İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarından okuyoruz. Ama son isteğe inat, oğlu da aynı gecenin karanlığında, babası gibi idam edilmişti. Tuhaf ama bu feci akıbetin ortaya çıkmasında doğrudan rolü olan ‘Rayber’ de, bu hadiseden yaklaşık bir yıl sonra, en acımasız yöntemlerden biri olan süngü darbeleriyle öldürülmüştü. Babasının Deşt nahiyesini inleten çığlıklarını duyup, kurtulmaya çalışan oğlu da aynı yerde vurularak öldürülmüş; baba ve oğul aynı trajik sonda buluşmuşlardı.

***

Esasen 38’de subaylar tarafından el konulan Dersim’in kayıp kızlarının öyküleri de kesişen travmaların örnekleridir. Her biri çocuk olarak,........

© Birgün