menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Depremi beklerken, unutmak..

30 17
13.08.2025

Her yıl Ağustos ayında bu zamanlar, ilgili resmi kurumlarda 1999 Marmara depremiyle ilgili bir hareketlilik başlar. Geleneksel olduğu üzere yetkililer hüzün yüklü konuşmalar yapar, vatandaşlar dikkatli olmaya davet edilir, ölenler anılır ve sonra yine rutine dönülür. Oysa gerçek şu ki bu ülkenin deprem hafızası büyük ölçüde silinmiştir. Bu nedenle depremin merkezi olmuş şehirlerde bile, yeni kuşaklar genellikle bu hafızadan habersizdir. Hatta ilgili kamu görevlilerinin bellekleri de, bu genel durumdan çok farklı değildir.

Türkiye coğrafyasının yaşadığı en büyük felaketlerden biri, hiç kuşkusuz 1939 Erzincan depremiydi. 27 Aralık 1939’da meydana gelen bu depremin, toplumsal hafızadaki yeri de aynı kolektif ilgisizliğin konusu olarak kaldı. Oysa o deprem, Kızılay’ın 4 Haziran 1940 tarihli raporuna göre, bu ülkenin karşı karşıya kaldığı en büyük yıkımdı. Adı ‘Erzincan depremi’ diye geçse de Sivas, Tokat, Gümüşhane, Ordu, Giresun, Amasya, Niğde, Samsun, Trabzon, Yozgat, Tunceli, Malatya ve Kayseri olmak üzere 14 vilayeti etkilemişti. Bu geniş alanda 32 bin 860 kişi hayatını kaybetmiş, 9 bin 361 kişi yaralanmış, 44 bin 792 ev yıkılmış, 32 bin 443 ev hasar görmüştü.

Binlerce hayvan da bu felakette son nefeslerini vermişti.

Depremde hayatını kaybedenlerin büyük bölümü Erzincan’daydı ve il ölçeğinde 15 bin 470 kişi depremden çıkamamıştı. Sadece Refahiye Ekecek köyünde........

© Birgün